Harmak Tarım Makinaları, 40 yıllık sektör tecrübesi olan Bekir Küçükbacak rehberliğinde Ahmet, Hakkı ve Recep Küçükbacak kardeşler tarafından Konya Organize Sanayi Bölgesi’nde 2006 yılında üretim hayatına başladı. Kuruluşundan bugüne kadar gelişen makine parkı, teknik imkânları ve uzman kadrosuyla tarım makineleri üretiminde büyük aşamalar kaydederek, dünya çapında rekabet edebilen ürünler üreten Harmak Tarım Makinaları, sektörde tercih edilen bir firma olma özelliğini de her geçen gün artırıyor.

Sektöründe lider marka olma yolundaki hedeflerine adım adım ilerlediklerini söyleyen Harmak Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Küçükbacak, bu yolda yapılması gereken tüm yatırımları yapmaya devam ettilerine dikkat çekiyor. Küçükbacak, “Üretime başladığımızda 1000 metrekarelik bir tesisimiz vardı. 2010 yılı sonunda 12 bin metrekareye ulaştık. Artan talepleri zamanında karşılayabilmek adına yatırımlarımıza ara vermedik ve 2015 yılı sonunda Konya Organize Sanayi 4. Genişleme Bölgesi’nde 20 bin metrekaresi açık, 12 bin metrekaresi kapalı montaj tesisi yatırımımızı da hayata geçirdik” diyor. Ahmet Küçükbacak ile Harmak Tarım Makinaları’nın sektörde 10 yılda katettiği yolu ve gelecek hedeflerini konuştuk.

Öncelikle Harmak Tarım Makinaları’nın kuruluş öyküsü ile başlayabilir miyiz?

Üniversitede aldığım makine mühendisliği eğitimimin ardından ilk iş deneyimim babam Bekir Küçükbacak’ın ortak olduğu Özen-İş Tarım Makinaları Sanayi Şirketi’nde başlamamla oldu. Orada yaklaşık dört yıl boyunca İmalat Müdürlüğü görevini yürüttüm.

2006 yılına geldiğimizde ise kardeşlerimle birlikte Harmak Ziraat Makinaları’nı kurmaya karar verdik. Bugün bu şirketin Genel Müdürü olarak çalışmalarıma devam ediyorum. Aynı zamanda TARMAKBİR (Türk Tarım Alet ve Makinaları İmalatçıları Birliği) Yönetim Kurulu Üyeliği, Kontarküm (Konya Tarım Makinaları İmalatçıları Kümelenme Derneği) Kurucu Yönetim Kurulu Üyeliği ve Konya Sanayi Odası Tarım Makinaları Komite ve Meclis Üyeliği görevlerini de yürütüyorum.

Kuruluşunuzu takip eden 10 yılda büyük bir ilerleme gösterdiniz. Harmak’ın büyüme stratejisindeki önemli başlıklar nedir?

Kaliteli ve standart üretimin öncelikle eğitimli uzman kadro ve bu kadronun kullanabileceği yüksek teknoloji ekipman ile mümkün olabileceğini ilke edindik. Bu alandaki gerekli yatırımlara da durmaksızın devam ediyoruz. “Üretimin temel kaynağı insandır” düşüncesiyle hareket eden Harmak, insana yapılan yatırımın en gerekli yatırım olduğunun bilincindedir. İnsan kaynakları birimimiz, her yıl tüm departmanlarımız için ayrı ayrı yıllık eğitim planları oluşturup uygular. Branş eğitimlerine ek olarak, çevre ve insan sağlığı ve güvenliği eğitimi, ilkyardım eğitimi, temel afet bilinci eğitimi, yangın eğitimi gibi bulunduğu bölümlere uygun mesleki, yönetsel ve kişisel gelişime yönelik eğitimlerle satış öncesi ve sonrası iletişim ve destek, kurumsal kültür gibi konularında çalışanlarımıza düzenli eğitimler vermeye devam ediyoruz.

Biliyorsunuz üretim teknolojileri de çok hızlı ilerliyor. Harmak’ın teknolojik yeterliliği için neler söyleyebilirsiniz?

Üretim teknolojilerindeki yatırımlarımız da aralıksız sürüyor. Harmak, kuruluşundan bu yana CNC kontrollü talaşlı imalat tezgâhları, lazer kesim tezgâhları, robot kaynak ve montaj hatları gibi birçok güncel teknolojiyi bünyesine aldı. Halen üretimin yüzde 70 gibi büyük bir bölümünü de kendi bünyemizde yapıyoruz. Tedarikçi firmalardan satın alımlarımızda da, alım yapılacak firmanın yetişmiş eleman ve üretim teknolojisi potansiyeli titizlikle inceliyoruz.

Harmak’ın ürün portföyünden de söz edebilir miyiz?

Ürün yelpazemizi şeker pancarı hasat makineleri ve kaba yem üretme makineleri olarak iki ana gruba ayırabiliriz. Traktörle çekilir şeker pancarı hasat makineleri sektöründe lider olan Harmak, tek ve çift sıralı söküm makinelerini Türkiye pazarının dışında İran, Mısır, Hindistan, Ukrayna, Fas, Kırgızistan, Yeni Zelanda, Finlandiya gibi birçok ülkeye de ihraç ediyor. Ayrıca Rusya, ABD, Almanya, Kanada gibi büyük tarım arazilerinde yoğun bir şekilde kullanılan “kendi yürür altı sıralı hasat makineleri” de son yıllarda Türkiye’de çoğalıyor ve bu anlamda bize de yoğun talepler geliyor. Değişen pazar talepleri doğrultusunda, 2014 yılı sonunda başlattığımız altı sıralı kendi yürür hasat makinesinin Ar-Ge çalışmalarını bu yılın sonlarında tamamlamayı ve 2017 yılında deneme üretimlerine başlamayı hedefliyoruz. Diğer ürün grubumuz olan kaba yem üretme makinelerimiz ise otomatik sap toplamalı saman makinesi, koşullandırıcılı çayır biçme makineleri, tek ve çift rotorlu ot toplama tırmıkları, balya ve balya toplama makineleridir. Bu gruptaki ürün yelpazemizi de her geçen yıl artırarak birçok ülkeye ihracatını yapıyoruz.

Üretimde devlet desteklerinden de yararlanıyor musunuz?

Ürün ve üretim geliştirme inovasyonları için kuruluşundan bugüne kadar bir adet KOSGEB, iki adet TÜBİTAK, bir adet MEVKA (Mevlana Kalkınma Ajansı) projesini başarıyla tamamladık ve bu kurumlardan önemli destekler aldık. Harmak, bu projelerde Türkiye’de ilk defa koşullandırıcılı çayır biçme makinesi, balya toplama makinesi, balya makinesi için bağlama sistemi gibi ülkemize katma değer kazandıracak birçok ürün geliştirdi ve bu ürünleri Türk çiftçisinin hizmetine sundu. Bu doğrultuda, iç piyasadaki marka güvenilirliğimizi artırarak ve buna paralel olarak daha yüksek oranda sürdürülebilir ihracatın önce kaliteden geçtiğini benimseyerek, her alanda inovatif çalışmalarımıza devam ediyoruz. Harmak, modern tarım aletleri üreterek çiftçilerimizin daha iyi şartlarda, daha verimli ürün alabilmelerini sağlamak için çalışmayı misyon olarak kabul etmiş; sektöründe yenilikçi, akılcı, ilkeli ve sorumluluk sahibi bir firma olarak kaliteden taviz vermeden sektörünün en güvenilir ve saygın üreticisi olma vizyonuyla çalışmaktadır.

Yurt dışı fuarlar, küresel pazara açılmak için sizce ne kadar önemli?

Bugün artık sadece kaliteli ürün imal edip pazara sürmek, başarı elde etmek ve satış yapabilmek için yeterli değil. Firmaların pazardaki mevcut durumlarını korumaları ya da geliştirmeleri açısından pazarlama iletişimi çalışmalarının yanında fuarlardan da yararlanılması gerekiyor. Dolayısıyla biz de çok sayıda ve farklı nitelikte alıcıyla temas kurmak adına yurt içi ve yurt dışında sektörün önemli fuarlarına gerek firma olarak gerek bayilerimize destek olarak katılmaya özen gösteriyoruz.

Harmak’ı rakiplerinden farklı kılan en belirgin yönleri nelerdir?

En büyük özelliğimiz, sektördeki ilkleri gerçekleştiriyor olmamız. Ayrıca satış sonrası hizmetler konusunda sektördeki en ciddi ve en iddialı firmayız. Harmak müşteri ilişkileri, satış ile sona ermez; bu anlamda sürekli müşterinin hizmetinde olmaya özen gösteriyoruz. Örneğin, malzeme ve işçilikten kaynaklanan müşteri şikâyetlerini, 48 saat içerisinde problemin çözümlenmesi veya bedelsiz ürün gönderilmesiyle sonuçlandırıyoruz. Satış politikamız, kabul edilebilir fiyatlarda en iyi kaliteyi sunmak ve makinelerimizin kullanımı sırasında en yüksek müşteri memnuniyetini sağlamak. Hem yurt içinde hem de yurt dışında yoğun bir rekabetin içerisindeyiz. Ürünlerimizin hem kalitesini en üst düzeyde tutmalı hem de müşteriye en makul fiyattan sunmalıyız. Biz, ilke olarak, düşük fiyat rekabetinden uzak duruyoruz çünkü mevcut kalitemizle düşük fiyat rekabetinde kazanabilmemiz mümkün değil. Geniş bir ürün yelpazemiz var. Bu da bizim rekabette elimizi güçlendiriyor. En büyük artılarımızdan birisi de hızlı ürün geliştirebilme ve esnek üretim kabiliyetimizidir. Güç ve enerji tasarrufu ile sağlamlık ve uzun çalışma ömrü, bizim için en başta gelen kalite ölçütleridir. Harmak olarak yaptığımız işi seviyor ve önemsiyoruz. Mantığın ve bilimin gerektirdiği yöntemleri kullanıyor, müşterilerimize verdiğimiz hizmetlerde her zaman empati kurarak müşteri memnuniyetini esas alıyoruz.

Türkiye’deki tarım makineleri sektörü için neler söyleyebilirsiniz?

Türk tarım makineleri sektörünün ihracat oranlarının önündeki en büyük engel, dünya çapında markalar oluşturamamak ve tüm firmaların aynı kalite seviyesinde olmamasıdır. Öncelikle TARMAKBİR gibi meslek topluluklarımız aracılığıyla milli bir kalite bilinci oluşturmamız gerekli. Sektör ihracatının önündeki diğer bir zorluk ise Kuzey Afrika ülkeleri gibi potansiyel ihracat ülkeleriyle Türkiye arasındaki siyasal ve vergisel problemlerdir. Bu problemlerin çözümleri ise ancak devletlerarası protokollerle sağlanabilir. Türk makine üreticileri son 10 yıllık süreçte gerek ürün çeşitliliği, gerek üretim teknolojilerinde hatırı sayılır bir aşama kaydetti ve bu ihracat rakamlarına da yansıdı. Ancak buna paralel olarak, ihracat rakamları kadar olmasa da ithalat rakamları da arttı. Bu durumun en büyük nedeni, imalatta kullandığımız ve maalesef Türkiye’de üretilmeyen katma değeri yüksek her türlü komponenttir. Devletimizin katma değeri yüksek olan bu komponentlerin Ar-Ge ve üretimine desteğini daha hızlı ve daha fazla vermesi, çok büyük önem arz ediyor. Ama maalesef bazı üretici firmalar bu durumu fırsata çevirmek ve ithal malzemelerin önünü kesmek için, “üretimi artıracağız” taahhüdünde bulunup anti damping kanunları çıkarttırarak, ürünlerde ciddi fiyat artışına neden oluyor. Bununla beraber üretim miktarlarını da artırmıyorlar. Bu durum ise bizim ve bizim gibi firmaların malzeme tedariğini zorlaştırıyor, maliyetlerimizi yükselterek ihracatta rekabet gücümüzü zayıflatıyor. Bu gibi yasaları çıkartan Sanayi ve Gümrük Bakanlıkları ile bu firmalara Ar-Ge desteği veren TÜBİTAK gibi kurumların sapla samanı çok iyi ayırt etmesi gerektiğini düşünüyorum. Tarım sektörü zor, kârlılığı az, birçok dış faktörden etkilenen ama insanoğlunun hayatını devam ettirebilmesi için gerekli olan gıdanın nihai ürün olması sebebiyle kutsal bir sektördür. Zorluklara rağmen biz işimizi çok seviyoruz. Bu kutsal görevi yerine getiren çiftçilerimizle beraber bu sıkıntılı günlerin geçeceğini umut ediyor ve çocuklarımızın geleceği için daha çok çalışıyoruz.