Havacılık-uzay ve savunma endüstrilerinde öğretim ve eğitimden teknolojiye, yönetimden iletişime geniş bir yelpazede 38 yıldır emek sarf eden Can Erel, uzun yıllara yayılan bu deneyimlerini, bir süredir “Can’Ca Entelektüel Projeler” başlığında kamuoyu ile de paylaşıyor. Bu çalışmalar içerisinde dikkat çeken başlıklardan biri de “…Kadın Yükselsin!” temalı “Toplumsal Cinsiyet Dengesi” çalışmaları… Can Erel ile “Toplumsal Cinsiyet Dengesi” çalışmalarını, bu çalışma ışığında Türk kadınının sosyal, ekonomik ve mesleki konumunu, kadın gücünden nasıl daha fazla yararlanabileceğimizi ve özellikle havacılıkuzay ve savunma sanayilerinde kadın istihdamını konuştuk.

Çalışmalarınızda endüstriyel kültür derinliği kavramına özel bir vurgunuz var. Bu kavramı açabilir miyiz?

Endüstrinin tarihi ve gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, bu yapıdaki düşünce ve eyleme dayalı ürünlerden oluşan varlıkları sonraki nesillere iletmede kullanılan araçların bütünü olarak bakabileceğimiz “endüstriyel kültürü” çok önemsiyorum.

Endüstriyel varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması olarak tanımlayabileceğim endüstriyel felsefe de endüstriyel kültüre yolculuğun bir usulüdür ve o da çok önemlidir. Havacılık-uzay ve savunma endüstrilerinde öğretim ve eğitimden teknolojiye, yönetimden iletişime geniş bir yelpazede 38 yılda faaliyet gösterdiğim endüstrilerin kültürel derinliği ve bu alanlardaki felsefi çabalar hep ilgimi çekti. Çalışmalarımda daha iyi ve daha güzele ulaşmaya çabalarken anladım ki “Ancak, kavranmış doğru bir geçmiş geleceğin pusulası olabilir!” Dolayısıyla ben, bir “RainMaker” gibi, endüstrilerimizin bütün kaynak ve olanaklarıyla tam bir ekosistem olarak yapılanması hayali, sosyal ve kültürel derinliğinin oluşturulması yönünde düşünceler ve çoğu zincir süreçli meslek odaklı/ilişkili sosyal sorumluluk projeleri ve ilişkili ardıl entelektüel ürünler geliştirmeye başladım; Can’Ca markası, ifade ve paylaşım şekli ile!

Havacılık-uzay ve savunma endüstrilerinde yıllardır sürdürdüğünüz, “…Kadın Yükselsin!” temalı “Toplumsal Cinsiyet Dengesi” çalışmalarınıza sebep olan tespit ve değerlendirmenizden de bahseder misiniz?

Kısaca hatırlamak gerekirse, cinsiyet, bireyin kadın veya erkek olarak gösterdiği genetik, biyolojik ve fizyolojik özelliklerdir; anne karnında oluşur. Toplumsal cinsiyet de doğum sonrası, toplumun kadın ve erkek bireye verdiği roller, görev ve sorumluluklar; toplumun bireyi nasıl gördüğü, algıladığı ve sahip olduğu beklentiler bütünüdür. Bu yönden bakıldığında, kadın, biyolojik yönden toplumu oluşturan iki “cins”ten biridir. Varoluşun, yaşamın ve yaşam coşkusunun kaynağıdır. Kadın “ana”dır! Kadın “ışık”, “ışık kaynağı”dır. Saygıdeğer ve sevgideğer, “an”ı “anı” yapandır! Toplumsal cinsiyet, doğum sonrası, bizzat toplum algısı, beklentisi ve görüşü ile toplum tarafından-kadın ve erkek bireye- verilen roller, görev ve sorumluluklar olduğu için toplumsal yapı ve kültürün etkisindedir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından yayımlanan “Türkiye’de Kadın İşgücü Profili ve İstatistiklerinin Analizi” konulu raporda belirtildiği gibi, “Kadınların kendi çalışmalarını beyan etmelerinde çeşitli sorunlar vardır. Kadınların gerçekleştirdikleri ekonomik faaliyetlerin resmi verilere yansımamasının en önemli nedenlerinden biri, Ferhunde Özbay’ın 1982 tarihli ‘Evkadınları’ başlıklı çalışmasında da dikkat çektiği gibi, özellikle kırdan kente göç etmiş kadınlar arasında ev kadını olmanın daha prestijli bir konum olarak görülmesidir. Kültürel ve toplumsal cinsiyetten kaynaklı tutumlar erkekleri evin gelirini kazanan tek bireyi olarak gösterirken, aile içerisindeki geleneksel iş bölümü kadınların gelirlerinin erkeklerden daha az değerli olduğu görüşünü destekler”. Yüce önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bir toplum aynı amaca bütün kadınları ve erkekleri ile beraber yürümez ise ilerlemesine teknik olarak imkân ve bilimsel olarak ihtimal yoktur” söyleminn de zihnimize kazınması ve davranışımızın temel bir etkisi olması gerek... Toplumsal hayatta Türk kadınını tarafından üstlenilen bazı önemli ve kritik roller gereği Türk kadını, bugün dünyanın bazı gelişmiş ülkeleri de dâhil olmak üzere pek çok ülkenin önündedir. Havacılıkuzay ve savunma endüstrilerinin temel özellikleri, sahip olunan teknolojiler, yapı, süreç ve ürünlerin küresel ilişkileri de dikkate alınır ise ekonomiye etkisi nispeten yüksek bu endüstrilerde toplumsal cinsiyet dengesinin geliştirmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. “Can’ca Toplumsal Cinsiyet Dengesini Geliştirme” başlığında yürüttüğüm entelektüel ve diğer çalışmalarıma sebep güdü de Bu belirlemeler ışığında bulunabilir.”

Türkiye’nin nitelikli projelerinden Hürkuş Projesi’nin Şef Mühendisi de bir kadın: Aylin Ararat Gökalp. Türk kadınlarının mühendislik gücü için neler söyleyebilirsiniz?

Doğru; Türk mühendis, teknisyen ve pilotlarının emekleriyle geliştirilen “HÜRKUŞ Yeni Nesil Eğitim Uçağı”nı TUSAŞ’da gerçekleştiren gururumuz ekibin mühendislik müdürü, meslektaşım sevgili Aylin Ararat.

Havacılıkta Türk kadınlarının mühendislik gücü ile ilgili sorunuza, TUSAŞ Eğitim Uçakları Mühendislik Müdürü Aylin Ararat’ın mühendislik ekibinde yer alan kadın mühendislerinin kendi ürünleri olan HÜRKUŞ uçağı önündeki fotoğrafı en iyi cevap olabilir.

Türk makine sektörünün kadın istihdamına yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türk makine sektörü özelinde kadın istihdamı ve kadın gücüne yönelik sayısal bir çalışma henüz yapılmış olmasa da makine üreticileri arasında kadın yönetici sayısının tekstil hariç diğer sektörlere göre daha olumlu olduğunu söyleyebiliriz.

Nitelikli üretim için nitelikli insan kaynağına ihtiyaç olmasından hareketle, kadın gücünden daha fazla ve etkin yararlanabilmek için kamuya hangi görevler düşüyor?

Kamuya ait görev beklentim, kadının ev işlerine mahkûm olmaktan kurutulacağı ve erkeklerin talip olduğu işlere talip olmasını sağlayacak toplumsal atmosfer, anlayış ve olanaklar oluşturup, toplumsal cinsiyet dengesi geliştirilmesi konusunda net rakamlarla belirlenmiş net hedeflere sahip bir devlet politikasıdır. Bu yöndeki eylem ve uygulamaları da destekleyici mevzuat düzenlemeleri; kız çocuklarının gereksinim duyduğu bilgi, beceri ve yetkinlikleri edinebilecekleri şekilde okul öncesi dönemden en ileri seviyedekine kadar yaygın öğretim ve eğitim sisteminde yapılacak tadilat ve yeniden düzenlemeler; kadını odak alan sivil toplum örgütlenmeleri, kurum ve kuruluşlar için örgütlenmeleri enerjileyerek ve destekleyerek mevcut cinsiyetçi iş bölümünü kıracak ideolojik mücadele ortamı ve eylemlerin desteklenmesi; kadınların her alanda erkeklerle eşit hissedeceği koşulların yaratılması şeklinde sıralayabilirim.

Diğer yandan, 7-13 Mart haftasında gerçekleşen Dünya Havacı Kadınlar Haftası’nda Türkiye’nin resmi etkinliklerde Fransa’nın ardından en çok etkinlik düzenleyen ikinci ülke olmasında da sizin özel bir rolünüz ve çabanız olduğunu biliyoruz.

Can’Ca markası, ifade ve paylaşım şekliyle gerçekleştirdiğim entelektüel faaliyetlerden birinin de “...Kadın yükselsin!” sloganlı “Can’Ca Toplumsal Cinsiyet Dengesi Geliştirme” çabalarım olduğunu belirtmiştim. Mesleğe başladıktan birkaç yıl sonra, ulusal havacılığımızda bir teknolojik mükemmeliyet merkezi olan bir kurumda ileri seviyede teknolojik uygulama ve süreçlerde kadın mühendis ve teknisyen ihtiyacını, bu ihtiyacın karşılanacağı öğretim programı ve yapısını belirleyen ve bu ihtiyaçları küresel normlara ve yerel kaynaklara dayalı yenileşimci modellerle çözerek hayata geçirebilen bir ekibin elemanı olarak, ulusal havacılığımızın gelişim sürecinde “İlk Uçan” ve “İlk Uçuran” olmuş pek çok kadının havacılık endüstrisinde görev almasını sağladım. Bu çabalarımı, şimdilerde genelde Sabiha Gökçen Havalimanı ve Teknopark İstanbul kısmı bilinen, İleri Teknoloji Endüstri Parkı’nın ilk özel girişimi myTECHNIC Uçak Bakım Merkezi’nin Teknoloji ve İş Geliştirmesinden Sorumlu İcra Kurulu Üyesi ve yöneticisi olmamdan sonra açık kaynaklarda daha fazla izlenen hale getirdim. Bu paralelde, Alev Alatlı’nın özel daveti ile havacılık öğretim programları ve uygulamalarından sorumlu olduğum Kapadokya Meslek Yüksekokulu mütevelli üyeliğim ve akabinde görev aldığım TOBB Türkiye Sivil Havacılık Meclisi’nde Endüstri, Öğretim/Eğitimden Sorumlu Başkan Yardımcılığı görevimin de etkisiyle, bu yönde bazı uygulamalarımın niteliği ve niceliğinde önemli ölçüde değişiklikler oldu.

Nedir, Dünya Havacı Kadınlar Haftası?

Baronesse Raymonde de LaRoch’un dünyanın ilk kadın pilotu olarak lisanslandırıldığı 8 Mart 1910 gününün 100’üncü yıldönümünün kutlandığı 2010 yılından sonra, merkezi Kanada’da bulunan “Dünya Havacı Kadınlar Enstitüsü-Institute for Woman of Aviation Worldwide” koordinasyonunda, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de kapsayan hafta içinde, havacılığa kadın katkısı tarihinin anılması, genç kız ve kadınlar arasında havacılıktaki fırsatlar hakkında farkındalığın artırılması için “Dünya Havacı Kadınlar Haftası” adıyla, her yıl farklı ve anlamlı bir tema eşliğinde çeşitli etkinlikler düzenleniyor.

Dünya genelinde düzenlenen etkinliklerin Türkiye ve KKTC ölçeğinde daha fazla ve detaylı duyurulmasına gönüllü olarak katkı sağlama amacıyla 2013 yılında başladığım çabalar, ilerleyen yıllarda bu hafta kapsamında etkinlik yapmak isteyenlere entelektüel ürünlerimle destek olma ve hatta bizzat bu haftaya yönelik etkinlik düzenleme seviyesine ulaştı. Bu kapsamda, 7 Mart 2014 günü Eskişehir’de düzenlenen ilk etkinlikte ben de “Ulusal Havacılık Gelişim Sürecinde Türk Kadını” başlıklı bir konferans düzenledim. Ayrıca Türkiye, 2015 yılında, daha çok “Pembe Kâğıt Uçak Uçurma” etkinliklerinden oluşan düzenlemelerle bu platformda daha da belirgin bir şekilde kendini gösterdi. Afrika, Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika ile Okyanusya ülkelerinde 44 bin üzerinde katılımcının yer aldığı 120 farklı etkinlik gerçekleştirilen 2016 yılında da, raporlanan etkinlikleri değerlendiren Dünya Havacı Kadınlar Enstitüsü jürisi tarafından verilen yedi dünya ödülünden ikisi, toplam 26 etkinlik gerçekleştiren Türkiye’ye layık görüldü.

Son olarak, kadın girişimciliği için görüşlerinizi de alabilir miyiz?

Havacılık ve uzay endüstrilerinde öncü Türk kadın girişimcilerimiz var. Sierra Nevada Corporation şirketi ile Eren Özmen 1994 yılında “İlk Türk Kadın Uzay Endüstrisi Girişimcisi”, Best Havayolu şirketi ile Bahtışen Tunca 2005 yılında “İlk Türk Kadın Havayolu Girişimcisi” olmuştur. Bu güzel ve gurur verici tespite ilave etmek istediklerim de var. Havacılık- uzay ve savunma alanında onlarca yıllık deneyime sahip mühendis ve yönetici, iş ve teknoloji danışmanlığıma ilave olarak, “Türkiye Girişim Stratejisi ve Eylem Planı (GİSEP) 2015-2018” ile yeni bir faaliyet alanım daha oldu; “TeknoMENTOR”luk. Türkiye, biliyorsunuz, 2009 yılından itibaren takıldığı “Orta Gelir Tuzağı”ndan çıkabilmesi için yenileşime dayalı bir ekonomik kalkınma dönemini kurguladı. GİSEP, bu dönemde, temel amacı girişimcilik ekosistemi yaratma hedefi olan altı adet stratejik hedef ve bu stratejik hedeflere ulaşmak için 64 adet eylem planından oluşan kapsamlı bir süreç olarak belirlendi. Bu süreçte, teknoGİRİŞİMleri destekleyecek TeknoMENTORlar, TÜBİTAK Yenilik&Girişimcilik Kapasite Artırılması programı kapsamında yetiştiriliyor. Bu yeni alan, benim de girişim ve girişimcilik konusunda daha fazla ilgilenmemi sağladı. İlk tespitim, girişim alanında kısa zamanda aşılması gereken sorunlara sahip oluşumuz ve bu sorunlar yumağında toplumsal cinsiyet dengesine yakın olduğumuzdur. Devletin (KOSGEB gibi), kamu örgütlenmelerinin (TOBB Kadın Girişim Kurulu gibi), kadını odak alan sivil toplum örgütlerinin (KAGİDER gibi) faaliyet ve desteklerini de unutmamalıyız. Bu tip örgütlenmelerin nicelik ve faaliyetlerinin niteliklerinde sağlanacak gelişmeler yanında, kadın gücünden daha fazla ve etkin yararlanabilmek için önerdiğim yapı ve süreçlerde gelişme sağlanması halinde, girişim alanında da kadın lehine gelişmeler olacağını umut ediyorum.