Merhaba değerli Moment Expo okurları,
Makine imalat sanayisi konsolide verilerine göre; yılın ilk yarısında serbest bölgeler dâhil toplam makine ihracatımız, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 1,7 artışla 13,8 milyar dolar olurken, aynı dönemde ihracat birim fiyatları yüzde 11 yükselişle kilogram başına ortalama 8,7 dolara ulaştı. 2026 yılının ilk altı ayında en fazla makine ihracatı yaptığımız ülke yüzde 8,7 artışla 1,7 milyar dolara ulaşılan Almanya olurken, makine ihracatımızın yüzde 33,9 yükseldiği ABD pazarına ise 1,2 milyar dolarlık makine ihraç ettik. Bu dönemde oransal olarak en fazla yükseliş yüzde 25,6 ile türbin, turbojet ve hidrolik silindirler alanında gerçekleşirken, yüzde 35,3 gerileyen deri işleme makineleri ihracatı ise en fazla düşen ürün grubu oldu.
Küresel imalat sanayisinin daraldığı bir dönemde, artan jeopolitik risklerin etkisiyle savunma ve güvenlik yatırımlarının hızlandığı bir süreçten geçiyoruz. MAİB Yönetim Kurulu Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz da bu gerçeğin altını çizerken, "Savunma ve güvenlikle ilgili harcamaların 2035 yılına kadar millî gelirin yüzde 5'ine çıkarılması hedefiyle şekillenen küresel bütçe ve harcama paradigması, imalat sanayimiz için devasa bir sipariş ve yatırım dalgası potansiyeli barındırıyor." diyor. Kârlı ve uzun vadeli projelere dâhil olabilmenin, savunma sanayisinin talep ettiği üstün teknolojik disipline ve sıkı düzenleme standartlarına eksiksiz uyum sağlamaktan geçtiğine de dikkat çeken Yılmaz şöyle devam ediyor: "KOBİ'lerimiz için başlangıçta zahmetli görünen sertifikasyon ve akreditasyon süreçleri, makine imalat sanayimizin teknolojik standartlarını kalıcı olarak yükseltecek ve bizi küresel pazarda ikame edilemez kılacak bir teknolojik aşı olabilir. Sektörümüzün bu vizyoner dönüşüm hamlesinde yalnız kalmaması; kamunun yeni yatırımları teşvik edici ve yüksek teknolojik dönüşümü destekleyici finansal adımlarının kesintisiz bir biçimde devam etmesi, sanayicimizin küresel arenadaki rekabet gücünü teminat altına alacaktır."
Türk iş dünyası da bu zorlayıcı dönemin risk ve fırsatlarını elbette yakından takip etmeye devam ediyor. Bu yeni dönemin güncel eğilimlerinden biri olan sürdürülebilirlik teması, CEO ajandalarının ön sıralarındaki yerini korurken, KPMG'nin "Sürdürülebilirlikte Değerleme Açığını Kapatmak" başlıklı raporu, şirketlerde sürdürülebilirlik farkındalığı yüksek olmasına rağmen bu konunun finansal planlama, yatırım kararları ve değerleme süreçlerine yeterince entegre edilemediğini ortaya koyuyor. Moment Expo'nun "Kapak" sayfalarında incelediğimiz bu rapor, sürdürülebilirlik ile değerleme arasındaki açığı ortaya koyarken, bu açığın nasıl kapatılabileceğine ilişkin KPMG uzmanlarının değerlendirmelerine ve şirketler için öne çıkan uygulama alanlarına yer veriyor. Küresel çapta 2 binden fazla üst düzey yönetici ve karar alıcının katılımıyla yapılan anketin sonuçlarına dayanan rapora göre, katılımcıların yalnızca yüzde 19'u sürdürülebilirliğin finansal performans, operasyonel kazanımlar ve inovasyon üzerindeki etkisini ölçülebilir hale getirmek için gelişmiş analitik yaklaşımlar kullandığını belirtiyor. Bu sonuç, birçok şirketin sürdürülebilirlikle bağlantılı risklerden kaynaklanabilecek potansiyel kayıpları ölçülebilir hale getirmek için hâlâ yeterince gelişmiş analitik yaklaşımlara sahip olmadığını ortaya koyuyor.
Moment Expo'nun bu sayısındaki dikkat çekici bir başka içeriğimiz ise geçtiğimiz mart ayı sonunda Türkiye Makina Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlenen Kutlu Karavelioğlu ile yaptığımız söyleşi oldu. "Söyleşi" sayfalarımızda ağırladığımız Kutlu Karavelioğlu, "Dünyayı, basit bir küre gibi görmekten vazgeçmeliyiz." derken, belirsizliklerin hâkim olduğu dünyada palyatif çözümleri kalıcı bir strateji haline getirmenin tehlikelerinden söz ediyor ve "Pusulaların fıldır fıldır döndüğü bu yeni ticari mimaride, rotamızı tayin ederken kerteriz alacağımız yegâne referans, kendi bilgi birikimimiz ve teknolojimizin seviyesi olmalı." diyor.
Sağlıklı günler ve keyifli okumalar diliyorum,
