Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 11 Ekim 2017’de Türkiye’nin 654’üncü Ar-Ge Merkezi olarak akredite edildiklerini aktaran Besmak Malzeme Test Makinaları CEO’su Hamit Semati, malzeme test ve kalite kontrol test cihazları sektöründe Türkiye’nin ilk Ar-Ge Merkezi olma prestijini elde ettiklerini söylüyor. Firmalarının 2001 yılından itibaren malzeme test ve kalite kontrol sistemleri, tasarım, üretim-geliştirme alanında faaliyet gösterdiğini belirten Semati, geliştirdikleri yenilikçi tasarımlarla projelerin yanı sıra mühendislik altyapısını teknoloji ve tecrübeyle birleştirerek alanında hızla büyüyen bir firma olduklarının da altını çiziyor. “Firmamız kurulduğu ilk günden bu yana sürekli gelişmeyi kendine amaç edinmiş, malzeme test sektöründe ileri teknoloji kullanarak, müşterilerine kaliteli hizmeti sunmayı prensip haline getirmiş ve bu sayede bir dünya markası olmayı başarmıştır. Dünya standartlarında ürettiğimiz malzeme test makinelerinin hem seri üretimini hem de özel tasarım Ar-Ge ürün imalatını, modern ve gelişmiş cihazlar kullanarak Ar-Ge, üretim-kalite kontrol mühendislerinin liderliğinde Ankara ve Kastamonu’da bulunan fabrikalarımızda sürdürüyoruz” diyerek devam eden Semati, üretimlerinin yüzde 70’ini ABD, Almanya ve İngiltere’de bulunan ve kendi sektöründe lider konumda olan firmalara ihraç ettiklerinin altını çiziyor. Semati, malzeme test makineleri sektöründe Orta Doğu pazarının en büyük üreticisi olduklarını da vurguluyor ve “Firma olarak yüksek Ar-Ge kabiliyeti ve bilgi birikimimiz sayesinde; yazılım, elektronik, hidrolik ve elektromekanik sistemlerden birkaçı ya da tamamını içeren yüksek teknolojiye sahip, katma değeri yüksek, Ar-Ge ve test sistemleriyle çeşitli amaçlar doğrultusunda tasarlanan sistemler geliştiriyoruz” diyor.

İmal ettikleri sistemleri oluşturan yazılım, elektronik, mekanik, hidrolik gibi bileşenlerin neredeyse tamamını Ar-Ge çalışmalarıyla hayata geçirdiklerini de ifade eden Semati, bu kapsamda savunma, havacılık, medikal, inşaat, enerji de dâhil olmak üzere çeşitli sektörlerin ihtiyacını karşılayan Ar-Ge projeleri ve geniş bir ürün portföyüne sahip olduklarını söylüyor. Ar-Ge faaliyetlerini kurumsallaştırmayı amaç edindiklerini de sözlerine ekleyen Semati, Besmak Ar-Ge Merkezi’ni hayata geçirmelerinde temel amacın; sürdürülebilir başarı, büyüme ve teknolojik üstünlüğünü koruyarak sektörün malzeme-test makineleri alanındaki yurt dışına bağımlılığını en aza indirecek milli teknolojiler geliştirilmek olduğunu vurguluyor.

Merkezin yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi alabilir miyiz? Üretime yönelik geliştirdiğiniz projeler var mı? Çalışmalarınız ağırlıklı olarak hangi alana yönelik?

Firmamız tarafından gerçekleştirilen Ar-Ge çalışmaları neticesinde pek çok özel teknoloji ve test sistemi millileştirilerek ülkemize kazandırıldı. Bu kapsamda dünyada sadece üç merkezde bulunan yüksek kapasiteli deprem izolatör test sisteminin dördüncüsünü Anadolu Üniversitesi işbirliğiyle ülkemizde geliştirip üretmeyi başardık. Sektörümüzde yurt dışından ikame edilen görüntü işleme teknolojisiyle ölçümleme sistemi (video ekstensometre), mühendislerimiz tarafından millileştirilerek geliştirildi. Söz konusu sistem endüstriye aktarılarak, kendi üretimimiz olan 19 adet servo hidrolik üniversal çok amaçlı çekme-basma test cihazıyla birlikte tüm Türkiye’de bulunan Devlet Su İşleri (DSİ) Kalite Kontrol Laboratuvarları’na sunuldu. Ayrıca Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM), Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), TÜBİTAK ve Besmak işbirliğiyle Milli Köprü Yapım Teknik Şartnamesi’nin oluşturulması amacıyla geliştirilen köprü sarsma projesi de firmamız tarafından gerçekleştirildi. Ayrıca, savunmahavacılık sanayisi ve Besmak işbirliğiyle yerli özgün helikopter projesinde kullanılacak bileşenlerin geliştirilmesi için özel olarak tasarlanmış üç adet servo hidrolik dinamik yorulma test sistemi ve elektromekanik yapıda dönel eğmeli yorulma test cihazı geliştirdik. Yine, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) Demiryolu Araştırma ve Teknoloji Merkezi (DATEM) işbirliğiyle, gerek milli tren projesinde gerekse yüksek hızlı tren altyapısında kullanılacak bileşenlerin geliştirilmesi amacıyla, Türkiye’de ilk olarak yüksek kapasiteli ve üniversal ray kıskacı yorulma test cihazının üretimini de gerçekleştirdik. Bahsi geçen projeler, hayata geçirdiğimiz büyük ölçekli Ar-Ge çalışmalarından bazılarıdır. Tüm bunların yanında firmamız, Türkiye’deki kamu kurum ve kuruluşlarının Ar-Ge birimleri ve dünyadaki çeşitli Ar-Ge laboratuvarlarıyla işbirlikleri geliştiriyor.

Merkeziniz ilgili devlet kurumlarıyla koordinasyonu hangi düzeyde? Devlet kurumlarının Ar-Ge uygulamalarına yönelik destekleriyle ilgili düşüncelerinizi paylaşır mısınız?

Firmamız ve Ar-Ge merkezimiz TÜBİTAK, KGM, DSİ, Türk Standartları Enstitüsü (TSE), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ODTÜ, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) ve savunma ve havacılık sanayisi gibi birçok üniversite ve kamu kurumuyla ortak olarak özel Ar-Ge projeleri yürütüyor; Türkiye’de üretilmeyen birçok makine ve teknolojiyi yüksek mühendislik kullanarak geliştiriyor. Bu sayede kamu kurum ve kuruluşlarının Ar-Ge birimleriyle işbirliğimizi güçlendirmeye devam ediyoruz. Devlet kurumlarının Ar-Ge destekleri, gelişmekte olan birçok firmaya Ar-Ge çalışmalarını ilerletebilmeleri için çeşitli olanaklar sağlıyor. İzlenen devlet politikası doğrultusunda ve yasalarla güçlendirilen desteklerle, Türkiye’deki Ar- Ge merkezlerinin sayısı ve yerli üretime katkısı da giderek artıyor. Türkiye ve dünyada, yeni endüstri çağında sürdürülebilir ve kalıcı büyümenin temeli; tüm sektörlerde bilgi, bilim, inovasyon ve teknolojik yenilik gibi Ar-Ge temelli parametrelere bağlı. Yerli istihdamın artırılması, milli teknolojilerin geliştirilebilmesi, sektörlerinde öncü markaların yaratılabilmesi için Ar-Ge çalışmalarının daimi olarak desteklenmesi ve devlet politikalarıyla korunup sağlamlaştırılması gerekiyor.

Hizmet alanınız içinde patent ya da faydalı model başvuru sayılarında artış yaşanmasını bekliyor musunuz? Kısa, orta ve uzun vadeli hedefleriniz nelerdir?

Firmamız, kurulduğu günden bu yana faaliyetlerini bir Ar-Ge girişimi olarak sürdürdü. Bu çerçevede Ar-Ge yapısı ve kültürünü oluşturup, ilerleyen yıllar boyunca da Ar-Ge faaliyetlerini artırarak büyüdü. Bu tablo ışığında, ilk yıl en az altı adet yeni Ar-Ge projesini tamamlamayı planlıyoruz. Firmamız için en önemli Ar-Ge çalışması, insan geliştirmek! Bu kapsamda personel gelişimi ve uzmanlığının artırılması için çalışanlarımızın yurt içi ve yurt dışı eğitim, seminer, konferans, çalıştay gibi etkinliklere katılmalarını sağlayacak; bu sayede gelişen teknolojiler hakkında çalışanlarımızın altyapısını güçlendirip bilgi birikimini artıracağız. Kısa vadede literatür ve teknoloji taramaları için İnternet kaynaklı bilgi platformları kullanacak; orta ve uzun vadede ise bu bilgileri arşivleyerek Ar-Ge kütüphanesi oluşturacağız. Ayrıca, bu strateji doğrultusunda, projelerimizin artışıyla paralel olarak Ar-Ge çalışanlarımızın sayısını da artırmayı hedefliyoruz. Mevcut personelimizin lisansüstü eğitimine destek vererek, Ar-Ge kalitesini yükseltmeyi de planlıyoruz. Bununla birlikte üniversite öğretim üyeleri ve uzmanlardan destek ve danışmanlık almayı ve üniversitesanayi işbirliği kapsamında projeler gerçekleştirilmeyi amaçlıyoruz. Ar-Ge merkezimizin önem verdiği konulardan bir diğeri de çalışmalarımızı destekleyecek patent-faydalı model başvuruları gerçekleştirmek. Henüz çalışmalarının başında olmasına rağmen Ar-Ge merkezimiz şimdiden birden fazla faydalı model başvurusunda bulundu.

Ar-Ge merkezi yatırımları ve çalışmalarınız için ne kadar bütçe ayırdınız? Gelecek dönem içinde merkeze yönelik yatırımlarınız sürecek mi?

Her yıl ciromuzun en az yüzde 5’ini Ar-Ge merkezi faaliyetlerimiz için ayırmayı planlıyoruz. Orta ve uzun vadede bu oranı daha da artırmayı hedefliyoruz.

Üretimin katma değerini artırabilmek, pazara sunulan ürünlere değer katmak açısından Ar-Ge’nin önemi nedir? Türkiye’de firmaların daha fazla Ar-Ge’ye yönelmesini sağlamak için hangi adımlar atılmalı?

Ülkelerin kalkınma düzeyiyle Ar-Ge çalışmalarına ayırılan bütçe ve zaman arasında doğru orantılı bir ilişki olduğu biliniyor. Dünyada gelişmiş ülkelerin çoğunda Ar-Ge çalışmalarına gereken önemin verildiği, teşviklerin sağlandığı ve bu sayede gelişmişlik düzeylerinin arttığını görüyoruz. Türkiye’de geçmiş dönemlerde Ar-Ge konusunda yeterli destek sağlanmazken, son yıllarda devletimizin verdiği teşvik ve destekler sayesinde Ar-Ge’ye verilen değerin arttığını memnuniyetle görüyoruz. Devlet kurumlarının sağladığı destek ve teşviklerle üniversite-sanayi iş birlikleri güçlenecek ve böylece katma değeri yüksek ürünler ortaya çıkacaktır. Türkiye’deki firmaların Ar-Ge faaliyetlerinin artırabilmesi adına söz konusu firmaların teknoloji düzeylerinin belirlenerek sınıflandırılması ve belirlenen teknoloji seviyelerine göre özelleştirilmiş ve kolaylaştırılmış devlet desteklerinden faydalanmaları sağlanmalı.