Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan, “İnsülin metabolizmasın da oluşan değişiklikler ve diyabet gibi sağlık problemlerinin yanı sıra, günlük yaşantıda yapılan bazı hatalar da sık yeme isteğini artırabiliyor. Vücuda giren enerji harcanmayınca yağ olarak depolanıyor. Yağlandıkça da iştah artıyor ve daha fazla yemek yeniyor. Çok sık yemek yemek, sindirim sisteminin sürekli çalışmasına neden oluyor. Bu da safra kesesinde taş oluşumu, insülin direnci, bağırsak hastalıkları ve gastrit gibi birçok  sağlık sorununa yol açıyor.” diyor.

UYKU DÜZENİNDEKİ BOZUKLUK

Metabolizmanın iyi çalışması için kaliteli uyku şart. Vücudun ritmini bozan yaşam tarzında sirkadyen ritim bozulduğu için hormonların çalışması da bozulabiliyor. Gece çok geç yatıp öğle saatlerinde uyanmanın da vücut ritmini bozan en önemli etmen olduğuna dikkat çeken İpek Ertan, “Yeterli ve kaliteli uyku, metabolizmanın iyi çalışması için şarttır. Geç yatıp geç kalkanlar genellikle düzenli beslenmez ve geceleri özellikle  sık yeme istekleri çok fazla olur.” değerlendirmesinde bulunuyor.

ANA ÖĞÜNDE YETERSİZ BESLENME

Düzenli yemek yediği halde birçok kişi sık acıkmaktan yakınıyor. Ana öğünlerde yeterli enerjiyi içeren besinlerin olmamasının bu duruma yol açtığını kaydeden İpek Ertan, “Sadece salata yemek, sadece çorba içmek ana öğünlerde kalori ihtiyacını karşılamaz. Bu da yemekten kısa bir süre sonra yeniden acıkmaya neden olabilir.” diye konuşuyor.

BASİT KARBONHİDRAT TÜKETİMİ
Günlük karbonhidrat  ihtiyacının en fazla yüzde 10’unun basit karbonhidratlardan alınması gerekiyor. Ne kadar fazla basit karbonhidrat tüketilirse tatlı tüketme ihtiyacı da o kadar artıyor. “Bir porsiyon tatlı genellikle 50 ila 60 gram karbonhidrat içerir ki bu da yetişkin bir kadının günlük basit karbonhidrat miktarının yaklaşık üç katıdır.” diyen İpek Ertan, haftada en fazla iki kez tatlı tüketilmesini öneriyor.

ÖĞÜN İÇERİĞİNİN DENGESİZ OLMASI
Bir öğünün sadece proteinden veya sadece karbonhidrattan oluşması çabuk acıkmaya neden oluyor. Sadece et ve salata tüketmek ya da makarna yemek, çoğu zaman enerji ve karbonhidrat yetersizliğine yol açtığı için yemek yedikten 12 saat sonra yeniden yeme isteği oluşuyor. Yeterli ve dengeli bir öğün için sağlıklı tabak modelini uygulamak gerektiğini vurgulayan İpek Ertan, “Tabağınızı dördeböldüğünüzü düşünün. Her bir parçayı; protein, sebze, sütyoğurt ve tahıllarla doldurmanız gerekir.” diyor.

DUYGUSAL AÇLIK

Midemiz dolu olduğu halde can sıkıntısı, gerginlik, öfke, üzüntü, yalnızlık gibi duygularla oluşan yapay açlık hissi, duygusal açlık olarak tanımlanıyor. Duygusal boşluğu doldurmak için yemek yeme isteğiyle başa çıkılması gerektiğini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan şöyle konuşuyor: “Öncelikle açlığın fiziksel mi duygusal mı olduğunu saptamak gerekir. Duygusal açlık, aniden ortaya çıkar ve yemek yeme dürtüsü üst düzeydedir. Ani oluşan açlıklarda mutfağa  gidip hemen bir şeyler yemek yerine, önce açlığı değerlendirmek gerekir. Sofradan yeni kalkılmışsa bir şeyler yemek yerine su içmek ve başka uğraşlara yönelmek  en iyi yoldur. En son öğünün üzerinden 34 saat geçmişse bol posalı sebze veya meyve ile yanında proteini olan ve çiğneme gerektiren bir besin tüketmek, açlığın sonlandırılması için iyi olacaktır.”

AZ SU İÇİLMESİ

Susuzluk, bazen açlık gibi hissettirebiliyor. Yoğun günlerde açlık ve susuzluk ayrımına varmanın güç olduğunu belirten İpek Ertan, yeterli sıvı alımı ile bu durumun önüne geçilebileceğini söylüyor. Herkesin ihtiyaç duyduğu su miktarının, kişinin kilosuna bağlı olduğunu ve kilogram başına 30 ml tüketmenin yeteceğini anlatan İpek Ertan, “Ancak çay ve kahveyi su tüketimi olarak düşünmemek gerek. Su grubuna; bitkimeyve çayları, maden suları, ayran  gibi sağlıklı sıvılar giriyor.” diye konuşuyor.

BOL KALORİLİ İÇECEKLER

Sağlık için bol sıvı tüketimi kadar önemli olan bir nokta da o sıvıların içeriği. Şekerli ve tatlandırıcılı sıvıların insülin salımını artırdığına dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan, “Artan insülin miktarı da sık yeme isteğini doğuruyor. Gün içerisinde düzenli ve sık şekerli içecekleri tüketmekten kesinlikle kaçınmalısınız.” uyarısında bulunuyor.

HAREKETSİZLİK

Düzenli hareket etmek ve egzersiz yapmak insülin salımının kontrol edilmesinde çok etkilidir. Gün içinde çok hareketsiz kalmanın insülin salımının artmasına neden olabildiğini kaydeden İpek Ertan “Buna engel olabilmek için günde 8 bin adım atmayı ya da haftada 2 saat egzersiz yapmayı hedeflemek gerekir.” diyor.