Hayatımızın her noktasında karşımıza çıkan ambalaj; Türk makine sanayisinde önemli bir sektör olma yolunda ilerlemeye devam ediyor.

Makine Sanayii Sektör Platformu çatısı altında gerçekleştirdiğimiz ‘MSSPFocus’ başlıklı röportajımızda, bu ay Ambalaj Makinecileri Derneği’ni(AMD) ziyaret ettik. AMD Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Ayla ve TAMTAŞ Makina Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Taş ile görüştük.

Ambalaj sanayisinin ülkemizdeki tarihsel gelişiminden bahsedebilir misiniz?

Cemal Ayla: Ambalaj hayatın her noktasında bulunuyor. Bugüne kadar kullandığımız her şey ya birincil ya da ikincil ambalaja giriyor ve bu şekilde saklanıyor.

Doğumda bebek bezi ile başlayan süreçte çocuğun bebek mamasından, yetişkinin kullandığı tüketim ve dayanıklı ürün malzemelerine (beslenme, korunma,barınma gibi) tüm ihtiyaçlarda karşımıza çıkıyor. Üreticiden üretime, toptandan dağıtıma, dağıtımdan perakende ve nihai tüketiciye kadar ürünler ambalajlı olarak ullanılıyor.

Ambalajın Türkiye’deki tarihine bakarsak;gayrisafi milli hasıla arttıkça ambalaja verilen önemin de arttığını görüyoruz.

Çalışan nüfusun artmasıyla, tüketim toplumuna geçişle beraber ambalajın kullanılması yaygınlaşıyor. Kayıt dışının azalması (pazarda açıkta satılan, toptanda büyük birincil veya ikincil paketten açılıp parça parça dökme satılan ürünlerin market rafına girmesi) ambalaj sektörü ürünlerinin çeşitlilik kazanmasını sağlıyor.

Ambalaj, sektör olarak çok geniş bir skalaya sahiptir. Ambalaj en kısa tanımıyla,için dışıdır. Ambalaj makinesi ise iç ile dışı buluşturan operasyonları gerçekleştirir.

Bir endüstri ürünü olan ambalaj, yatırımve ara malların; dayanıklı, dayanıksız tüketim mallarının üretimden kullanıma her aşamada hayatımıza girmesinin temel aracıdır. Tarih boyunca ekonominin, uluslararası ticaretin, ülke içinde mal hareketlerinin,şehirleşmenin, marketleşmenin,alışverişin gelişiminde odak noktası oldu.

Özellikle dayanıksız tüketim mallarının üretimi, satışı ve dağıtımındaki gelişmelerin her aşamasında ambalaj devreye giriyor. Ambalaj makinesi, herhangi bir ürünü tüketici ya da ara kullanıcı için hazır ambalaj veya ambalaj malzemelerinden imal edilmiş, şekillendirilmiş kap içine dolduran, yerleştiren, koruyucu herhangi bir ambalaj malzemesi ile saran, kapağını kapatan, etiketleyen koliye yerleştiren,koruyucu film ile saran benzer birincil veya ikincil ambalajlama operasyonu gerçekleştiren makinelerdir.

Ambalajlama işlemi sırasında uygulanan işleme göre ürün gruplanır, gramajlanır. Kullanıcının tercihine göre ayarlanmış seçeneklerde satışa hazırlanır. Ürünün depolanabilmesi,taşınabilmesi için gerekli operasyonları uygular.

Gerçekleştirilen işlemle ambalajlanan ürün tüm kimyasal veya fiziksel dış etkenlerden korunur, raf ömrü uzatılır,üretim/son tüketim tarihi, içeriği, kaynağı,üreticisi gibi informatik bilgilerin kullanıcıya gösterilmesini sağlayacak işlemleri yapar. Söz konusu ürünün içeriği, üreticisi hakkında bilgileri vererek tüketiciye güvence duyacağı formatı yaratmak ambalaj makinesinin işidir.

Perakende piyasasında ürünlerin farklı ambalaj materyallerinin kullanılarak albeni içinde sergilenebilmesini,tüketicilerde marka bilincinin yaratılmasını sağlayacak işlemleri yapma kambalaj makinesinin gerçekleştirdiği görevlerden bazılarıdır. Genel olarak bakıldığında,Cumhuriyet kurulduğundan bu yana ambalaj var.

Ancak son yıllarda ambalaj kullanımının yaygınlaştığı, ki bu daha da hızlanacak, büyük perakende şirketleriyle beraber marketler, süpermarketler ve hiper marketlerle ambalaj sektörünün çok daha yukarı taşınacağını düşünüyorum.

Hikmet Taş: Dünya kurulduğundan buyana insanlar bir şeylere ihtiyaç duydular. Zaman içerisinde yaşamlarını sürdürmek için gerekli olan eşyaların dışında da bazı şeylere ihtiyaç duyuldu.

Bu nedenle kendi ürettikleri ürünlerin yanı sıra başkalarının ürettiği eşyaları da satın almaya başladılar. Böylelikle ambalaj mefhumu ortaya çıktı.

Ülkemizde de insanlar öncelikle kendi ürettiklerini kullandılar. Zaman içerisinde insanların ihtiyaçları çeşitlenince, başkalarının ürettiğini de yemeye ve giymeye ihtiyaç edindiler.

Ambalajın kullanımıyla beraber bu işin ticareti gelişti. Ağırlıklı olarak önce iç ticaret yoğunlaştı. Sektör uluslararası boyut kazanınca, ambalajın şekli ve bir yerden bir yere nakillerdeki önemine göre çeşitlilik kazandı.

Son zamanlarda ise dünya globalleştikçe albenisi önemli olan ambalajların daha çok tercih edildiği görülüyor. Eskiden kese kâğıdında kilo ile satılan ürünler, artık daha az gramajlarda; fakat çeşitleriyle beraber tercih ediliyor. Hayat tarzı değiştikçe ambalaj da değişiyor.

Çok şık bir ambalajla orta kalitedeki bir ürün rahatlıkla satılabiliyor.

Türkiye’deki yerli ambalaj makinesi üretimi hakkında bilgi alabilir miyiz?

HT: Bana göre bu işin mazisi yaklaşık olarak 30 sene evveline dayanır. Biz  TAMTAŞ firması olarak bu işe 40 sene önce başladık. Bu işe başlama şeklimiz ithalattı.

Zaman içerisinde ihtiyaçlar artınca talepde arttı. O zamanın şartlarında da ithalat zor olduğu için bu sefer ülke içerisinde üretmeye karar verdik. Bir kısmını o dönemlerde biz üretiyorduk. Diğer kısmını ise fason ürettiriyorduk.

Bu sayede bir sürü üretici yavaş yavaş çıkmaya başladı.

CA: Hikmet Bey’in babasının kurmuş olduğu TAMTAŞ, imalata başladığı dönemlerde,benim de babam 1970 yılında ilk toz dolum makinesini yaptı. (O dönemde bir ilaç fabrikasının patronu babamı yanına çağırıyor.

Makineyi gösteriyor ve o makinenin aynısını iki ay içerisinde yapmasını istiyor.) 1970’li yıllara kadar ülkemizde makineleri büyük kuruluşlar kullanıyor ve bu makineler yabancı firmalardan ithal ediliyordu. 1974 Kıbrıs Çıkarması’ndan sonra ülkemize uygulanan ambargo,makine ve yedek parça ithalini durdurdu.

Ancak bu ‘şer’ bize ‘hayır’ getirdi. Ambargodan dolayı yedek parça bulamayan fabrikalara yedek parça yapılması ve sonrasında firmaların makine talep etmesiyle firmamız  Aymaksan, Ayla Makine Sanayi A.Ş. olarak makine üretimine yönlendi.

Türkiye makine sektöründe ambargodan sonraki en büyük sıçrama ise Özal

döneminde özel girişimlerle devam etti.

Düşünün ki o zaman bize çok büyük gelen ihracatımız yaklaşık 2,5 milyar dolardı.

Bugün 120 milyar dolar yapıp, 2023 için 500 milyar dolar hedef koyuyoruz.

Türkiye’de yerli üretim yapan ortalama kaç firma bulunuyor?

CA: Ambalaj makineleri sektörünü kayıt içine alarak bir veri bankası oluşturmamak bizim en büyük problemimiz. Ben 2007-2008 yılında Türkiye’den ihracat yapan firmaların listesini çıkardım.

660 firma listeledim; ancak listeye baktığımda 270 tane firmanın dış ticaret aracısı olduğunu gördüm. Yani piyasadan ürünü alıyor, etiketini söküyor, kendi etiketini yapıştırıyor veya merdiven altı bir firmadan makine alıp ihraç ediyor.

Yaklaşık 200 tanesi Türkiye’de söz konusu makineyi kullanan ve sonrasında bu makineyi başka bir ülkedeki firmaya ihraç eden firmalar.

Geri kalanı ise imalatçı. Kullananlar 8422 gümrük kartı numarasına göre makine ihraç ediyor; ama ihraç ettiği makine, yurtdışından ithal ettiği makine. Bu nedenle bilgiler maalesef Türkiye’nin ambalaj makineleri ihracatını gerçekte yansıtmıyor.

Devlet verilerine bakıldığı zaman,8422’de ne gönderildiğine göre ihracat yapıldığı söyleniyor; ama ambalaj makinesi ihracatı o verilere göre doğru değil.

Biz AMD olarak, yönetim ve yedek yönetim kurulu olarak 10 kişi bir masa etrafında toplandık. Bu insanların tümü sektörde babadan veya çok eski yıllardan beri bulunan piyasa hafızası olan kişilerdir.

İhracat yaptığı görünen 200 firmayı inceledik. Bu firmalardan ‘Gerçekten ülkemizi dışarıda hakkıyla temsil edebilecek şekilde üretim yaptı. Altyapısı vardır’diyebileceğimiz, ‘Söz konusu makineyi üretir ve ihraç edebilir’ diye düşündüğümüz 100 tane firmayı zor bulduk.

Ambalaj makineleri sektörünün ihracat rakamları nedir?

CA: Ambalaj makinecilerinin ihracatına baktığımızda, rakamların gidişatı iyi görünüyor. Fakat gümrük tarife numaralarına göre; sektörün sivil toplum örgütü, devlet yetkilileri ve firmaların bir araya gelip yurtdışındaki başarılı ülkelerin bu ihracatı nasıl yaptığını, tarifelerle tanımları konuşmak ve rakamları analiz etmek gerekiyor.

Bu maalesef yapılamadı. Yapılabilir; ama ciddi bir özveri gerekiyor. Mutlaka, ama mutlaka ambalaj makineleri sınıf tanımları alt açılımları ile yapılmalı ve buna göre beyannamelerde GTİP numaraları doğru işlenmeli. Verilere baktığımız zaman bizim 2008 yılı ihracatımız 83 milyon dolarken, 2009’da 65 milyon dolara düştü. 2010’da ise 104 milyon dolara çıktı.

Buna karşılık ithalat, 2008’de 353 milyon dolar. 2009’da 237 milyon dolara düştü, 2010’da ise 253 milyon dolara yükseldi. Aslında bu kriz sonrasında firmalar da titreyip kendine geldi, herkes ithalat yapamadı. Ambalaj makinelerinde ihracatın ithalatı karşılama oranı ciddi bir şekilde arttı.

İhracat rakamlarının yüksek seviyelerde seyretmesi, makine sektörünün iyi bir dönem yaşadığının göstergesi midir?

CA: Türkiye’de hepimiz fiyata dayalı rekabet yapıyoruz. Yani hangi makine için pazarda alıcı varsa o işi yapıyoruz. Bu, işin ve rakamların ne kadar gerçekçi olmadığını gösteriyor.

Verilere göre ambalaj makinelerindeki fiyat yaklaşık kilogrambaşı 25-26 dolar. İhracatımız arttı; amakilo bazında ihracatımız daha fazla arttı.

Ortalamamıza baktığımızda 25-26 dolar,Almanya’nın ortalamasına baktığımızda 75-80 dolar. Özetle aynı kalemde makineyi yapsak bile kar marjımız oldukça düşük.

Ülkemizden ihracat yapan Avrupa orijinli tüccar veya üretici firmalar, bu makinelere kendi etiketini vurup tüm dünyaya pazarlıyor. İhracat rakamının artması, gelirin de artması anlamına gelmiyor.

Daha çok çalışıp, daha çok malzeme koyup hacmi artırıyoruz. Ama birim başına baktığımızda, karımız düşüyor..

Birleşmiş Milletler verilerine göre ambalaj makineleri ihracatı geçtiğimiz senenin aynı dönemine göre yüzde16,4 değer artış göstermiş.

Piyasada bu artış hissedildi mi?

HT: Bu değer artışı bana göre dünyada emtia fiyatlarının artması ile doğru orantılıdır.

Benim kendi ürünümle ve piyasamla alakalı olarak söylüyorum,

değerin çok fazla yükseldiğini hissetmedim; ama talep durdu mu? Hayır, durmadı. Talep var; ancak o değer artışını yakalayacak pozisyonu TAMTAŞ olarak hissetmedik.TL bazında bir artış belki söz konusu;

ancak döviz bazında baktığımızda artış yok. Makinelerimizin kilogram değerinde çok büyük bir artış maalesef söz konusu değil.

Cemal Ayla kimdir? 

1963, Mardin doğumlu olan Cemal Ayla, Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Aile şirketi olan Aymaksan’da genel müdürlük görevini yürütüyor. 1990 yılından günümüze çeşitli sektörlere ambalaj makinelerini üretti. Son üç dönemdir Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) Yönetim Kurulu üyeliği ile beraber, Aralık 2006’da kurucusu olduğu Ambalaj Makinecileri Derneği’nin (AMD) yönetim kurulu başkanlığını sürdürüyor. Cemal Ayla, aynı zamanda Ambalaj Dernekleri Federasyonu’nda (ADF) yönetim kurulu üyesidir.

AMD Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Ayla,gayrisafi milli hâsıla artıkça ambalaja verilen önemin artığını ifade etti. Ayla; “Ürünlerin market raflarında satılması, ambalaj ve ambalaj makineleri sektörünün çeşitlilik kazanmasını sağlıyor” dedi.

İtalya haricinde neden ambalaj makineleri ihracatımız yoğunluklu olarak Arap ülkelerine gerçekleşmektedir?

HT: Bunun en büyük sebebi, tamamen fiyat avantajından kaynaklanıyor. Bunun yanı sıra bizler Türkiye firmaları olarak biraz daha esnek davranabiliyoruz.

Gerek servis açısından, gerekse yedek parça konusunda maliyetlerimiz İtalya gibi ülkelerden yüksek olmadığı için Ortadoğu,Afrika ya da Güney Afrika gibi bölgelerle çalışırken onların istediği şeylere çok daha rahat ayak uydurabiliyoruz. Maliyetimiz okadar yüksek değil, ayrıca firmalara başka yan avantajlar sağlayabiliyoruz.

Strateji anlamında yakınlık da bir etken olabilir mi?

HT: Yakınlık mutlaka bir etken. Son zamanlarda hükümetimizin davranışlarına,insanların sempati duyması çok önemli rol oynadı. İkincisi, Türk Hava Yolları’nın uçuşlarını artırması çok önemli. Örneğin; Afrika’da 8-10 noktaya direkt geliş gidiş var.

Bunun yanı sıra Ortadoğu’ya direkt uçuşlarımız var. Arap ülkeleri maliyet olarak bizim avantajımızı görüp bizimle çok daha rahat çalışmaya başladı.

CA: İtalya ve Almanya dünya ambalaj makineleri ihracatının yüzde 45’ini yapıyor.Ambalaj kullanımında dünyanın en büyüğü Japonya, iki numara ise Amerika.

Farklı bir ambalaj rafa konduğunda tüketici otomatikman ona yönleniyor ve ürünün satışı artıyor. Dolayısıyla bakın ihracat rakamlarına (tabii bunun teknolojik olarakda altyapısının olduğunu var sayıyorum.) Japonya, Amerika çok güçlü değiller; ama katma değeri yüksek makine üretiyorlar.

İtalya ve Almanya da teknik alt yapılarıyla ve tüm dünyaya seslenebilmeleriyle ambalaj makinelerinde ön sırada yer alıyor.

İtalyanlar Türkiye’de iyi makine yapanı buluyor ve ondan makineyi kendi ülkelerine ithal ediyor. Aynı şekilde ülkemizin ihracat rakamlarında bir dönem Almanya yukarıdaydı.

Bu sektörde güçlü olan firmaları bir kenara koyduğunuz zaman çoğunlukla yakın çevremizdeki Arap ülkeleri, Türki Cumhuriyetleri, Ortadoğu ve Yakın Asya ülkelerine ihracat gerçekleşmesinin en önemli sebebi vize almadaki kolaylıktır.

Bizler bile yurt dışına çıkarken vize adına

dünyanın emeğini, masrafını ve vaktini harcıyoruz. En yakınımızın bilmediği bilgilerimizi konsolosluk kapılarında dosyalarla gideceğimiz ülkenin tanımadığımız insanına veriyoruz.

Vizenin kalkması, uçak seferlerinin uygun ve sık olması İstanbul’u merkezi bir lokasyon haline getirdi. Bu durum da tüm sektörlere çok destek verdi.

Bizim 1970-1980’deki halimiz Mısır, Libya ve Tunus gibi ülkelerin bugünkü halleridir. Onlar da bizim geçtiğimiz yollardan geçecekler. Gün gelecek bir makineyi yapmak; rekabetten ve fiyattan dolayı doğru olmayacak. Bu sefer inovasyon ağırlıklı, firmaya rafta farklılık getirecek ürünü kovalayan firmaya özel makine yapmaya başlayacağız ki bu tür üretimmantığı şu an Almanya’daki bazı firmalartarafından uygulanıyor.

AMD’nin kuruluşu nasıl gerçekleşti?

CA: Ambalaj Makinecileri Derneği, ADFAmbalaj Dernekleri Federasyonu’nu oluşturan kurucu sekiz alt dernekten biridir.

Ambalaj Makinecileri Derneği(AMD) 2006 yılında kuruldu. Kuruluş fikri1990’a dayanıyor. Yücel Şirin ve rahmetli Fikri Öner öncülüğünde birliktelik için bir iki toplantı yapmıştık; ancak devamını getirememiştik. 2006’da AmbalajSanayicileri Derneği’nin de (ASD) bina ve personel desteğiyle kurulan derneğimizin amacı; Türk ambalaj makinelerinin ulusal ve uluslararası piyasalardaki kimliğinin olumlu yönde artırılması.

Bu makinelerin üretiminin uluslararası normlarda, tercih edilen ürünler seviyesine çıkarılması. AMD Ambalaj Makinecileri Derneği, bu sektörde faaliyet gösteren KOBİ ölçekli firmalar tarafından kurulmuş bir sektör derneği,sivil toplum kuruluşudur.

Alfabetik sırayla sayarsak kurucu ve kuruluşumuz hemen sonrasında bizlere Ardolet Makina,Aymaksan Ayla Makina, CD Makina,Dizayn, Dolmak, Doypak, Duran Makine,Enmak, Ersey Makina, Hasel, Hitit, HTTermoform, Keramak, Kulp, Maripak,Mimsan, Önersan, Özartaş, Pakform, Safmak,Tamtaş Makina, Ünlü Makine, Vatan Makine ve Yazıcı Makina katıldı.

Gelecek hedefleri olan ve sosyal sorumluluk olarak sektörüne katkıda bulunmaya çalışan,bu amaçla yatırımlar yapan iş adamlarının bir araya gelerek meydana getirdikleri bu oluşum, ülke ekonomisine gün geçtikçe daha fazla katkı sağlayan ambalaj makineleri sektörüne yeni bir vizyon, meslektaşlar arası bilinç ve işbirliği getirdi.

Firma olarak TAMTAŞ, AMD’nin üyesi olduğunda neler değişti, neler oldu?

AMD’nin ne gibi faydaları var?

HT: Kendi sektörümüzün insanlarını,kulaktan dolma bilgilerden önce, daha yakından tanıyıp neler yaptıklarını gördüm.

Neler yapabilip, neler yapamadıklarınıda gördüm. Bunun yanında insan ilişkilerinde,nelerle karşılaşacağımı fark ettim. Bu sayede diğer derneklerle ilişkilerimizde de değişiklikler oldu. Daha yakın ilişki kurmaya başladık.

Biz makine üretiyoruz;ama bu makineler de ambalaj malzemesi olmadan hiçbir işe yaramaz. Kendi firmamızın ve sektörümüzün dertlerini ortaya koyarak o sorunlara çare bulmalarımız gelişti. Daha önce herkes tek başına iken bir sonuç alınamıyordu.

Bugün belki çok büyük bir mesafe kat edilmedi;ama eskiye nazaran çok daha bilinçli birşekilde sorunlar analiz edilip, çözümler bulunuyor.

Hikmet Taş kimdir?

1961 Kayseri doğumlu olun Hikmet Taş, Kabataş Erkek Lisesi mezunu.Liseyi bitirdikten sonra Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun oldu. Akademik tahsilini bitiren Hikmet Taş, babasının kurduğu TAMTAŞ Ambalaj Makinaları’nda çalışmaya başladı. Hikmet Taş, TAMTAŞ Ambalaj Makineleri Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Genel Müdürlüğü’nü yürütüyor. Aynı zamanda Ambalaj Makinacıları Derneği (AMD) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve ASD Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) üyeliği görevlerini yerine getiriyor.

Türk firmalarının maliyet anlamında avantajlı olduğunu söyleyen Hikmet Taş; “Gerek servis maliyetleri açısından, gerekse yedek parça tedariki açısından Ortadoğu, Afrika ya da Güney Afrika gibi bölgelere çok daha kaliteli ve hızlı hizmet sunabiliyoruz” dedi. 

Sanayi - üniversite işbirliği için ne düşünüyorsunuz?

CA: Teknik-ara eleman yani arananeleman, Türkiye makine sektörünün enbüyük sorunu durumunda. Tek başına baktığımız zaman üniversite-sanayi işbirliğinin kendi adıma çok başarılı olduğunu düşünmüyorum.

Bizim sektörümüzde bildiğim kadarıyla teknoparkta çalışıp,teknoloji üretimi yapan bir firma tanımıyorum.

Çünkü orada metrekareye o kadar çok para verip, orada ürettiği yüksek katma değerli makineyi satabilecek ve o firmadan söz konusu makineyi alabilecek bir firma yok gibi. Mesleki eğitim gerçekten çok önemli.

Yine ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre; Türkiye’deki firmaların yüzde 88’i ara eleman aihtiyaç duyuyor. Yüzde 74’ü aradığı elemanı bulamıyor. Firmaların aradıkları ara elemanların yüzde 65’i kendilerine uygun iş olmadığını zannederken, yüzde 55’i iş ilanları ve işletmeler konusundayeterli bilgiye ulaşamadığını söylüyor.

Araştırmaya katılan firmalar, istenilen elemanlar temin edilebilirse ara elemanlara,lisans mezunlarından daha yüksek maaş ödemeyi kabul ettiklerini söylüyor.

Buna karşın “Mesleki eğitim alan araelemanlara düşük ücret veriliyor” diye kişi kendi mesleğini yapmıyor. Bu demektir ki biz körler/sağırlar bir odada toplanmışız,oynuyoruz. Aksi gibi aynı dili de konuşmuyoruz.

Sonrada “Neden bu sorunuçözemiyoruz?” diye saçımızı başımızı yoluyoruz. Mesleki eğitimin kesinlikle veçok hızlı olarak ciddi bir şekilde, konsensüs ile yeniden yapılandırılması olmazsaolmazlardan.

HT: En büyük sorunlarımızdan bir tanesi dediğimiz gibi üniversitelerden ya da okuldan gelecek olan eleman eksikliği.Bunun altyapısı şu anda çok zayıf ve kıs azamanda da değişecek gibi görünmüyor.

Bunun alt yapısının bir an evvel hem hükümet tarafından, hem de STK’lar tarafından sektörel bazda gerekli araştırmalar yapılarak elemanlar yetiştirilmesi ve bu elemanların bize bir gelecek sağlaması lazım. Bizim de o insanlara gelecek sağlamamız lazım; çünkü milyonlarca düz liseden mezun insan var.

Üniversiteye gidiyorlar, üniversiteden mezun oluncada işsiz kalıyorlar. Bunun mantıklı birşey olduğunu kimse söyleyemez.

Sektörün diğer problemleri nedir?

HT: İç ve dış ticaretteki haksız rekabet diğer başlıca sorunlarımız arasında sıralanabilir.İç ticaretteki haksız rekabetin en belirgin göstergesi şirketlerin bölünmesi,içeriden birinin çıkıp, iş ahlakına uymadan merdiven altı üretim yapması. Bunların sirkülasyonu çok yüksek.

Biz bu durumdan çok fazla zarar görüyoruz. Bu duruma karşı alıcıların bilinçli olması lazım.İkinci olarak da bu kişilerin prosedürler,kanunlar doğrultusunda iş yapmalarının sağlanması gerekiyor. Bu durum bizi iç piyasada en fazla yaralayan olay. Birtakım firmalarımız var ki, gerçekten dünya teknolojisini kullanarak üretim yapıyor.

 Aynı teknolojiyi kullanan Avrupa firmasına alıcı firmalarımız 100 lira verirken, Türk firmasıdiye 50 liradan fazla verilmiyor. Bunun sonucunda bizler batacağız, bizler onların yanında çalışmaya başlayacağız; onlar dafiyatlarını 200 lira yapacaklar.

Dış ticaretteki haksız rekabette önemli sorunlarımız arasında. Avrupa’da bir fuara gitmekte bile zorlanıyoruz. Fuara gitmek isteyip de vize alamayan ve fuar standı boş kalan bir sürü firma var. Burada çok büyük bir haksız rekabet var. Bu tür engellerin ortadan yok olması gerekiyor.

Bizim malımızı tüm standartlara uymasına rağmen ihraç ederken çok zor kabul ediyorlar.Ancak bizim firmalarımız Avrupa’dan ya da Çin’den çok rahat mal ithal edebiliyorlar.

Biz ikinci el üründe de çok büyük zarar görüyoruz. Hiçbir kısıtlama olmadan bizim ürettiğimiz makineler, çok rahat birşekilde ülkemize girebiliyor. Bunların hepsi serbest, özellikle de Avrupa’dan. Bu durumda dış ticarette haksız rekabetin oluşmasına neden oluyor.

CA: Yurt içindeki firmalar, biz yerli üreticileri gerçekten hakir görüyor. Avrupalı üretici ile yerli üreticiye çifte standart uyguluyor. Bizim gibi bu işe emek verenler ya küsecek ya da firmasını Avrupalı bir firmaya satıp onun yanında danışman olarak çalışacak. Bizim ürettiğimiz ve ihraç ettiğimiz makineler Türkiye’ye komik rakamlara ithal ediliyor. Fiyat komik;ancak kalite çok daha komik.

Sorgulayan, denetleyen yok. Bu durum firmaların büyümesini engelliyor. Bünyesi sağlam olanların ise büyümesini öteliyor. Genel olarak mesleki eğitim, üretim aşamasında yaşanan sorunlar, teknoloji ve Ar-Ge, ihracatta işi kotarma ve sonrasında yaşanan sorunlar gibi sektörün başlıca problemlerinin acilen yeniden yapılandırılarak çözülmesi gerekiyor.

Ülkemizin 2023 hedefi için özellikle yaşanan problemlere,ihmal edilmeden el atılmalıdır.

AMD’nin 2012 yılı hedef ve projelerinden bahsedebilir misiniz?

CA: Biz AMD olarak, çok uç şeyler beklemiyoruz. Amacımız bir araya gelmek.

Yönlendirici bir grup olarak işini bilen, bilinçli meslektaşların buluşturduğu mesleki sivil toplum kuruluşu haline gelmek. Birbirimizi dostlukla disipline edebilmek. Üyelerimizi bir araya getirip belli bir kaliteye erişebilmeyi hedefliyoruz.İşletmlerin güçleri, büyüklük ve küçüklükleri, işletmelerin başındaki insanların mantaliteleri çok farklı olduğu için bir araya gelmekte çok zorlanıyoruz.

Biz fikir birliği olarak beraber olmayı ve mesleğimize katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. Bilginin paylaştıkça çoğalacağı inancındayız.

TAMTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Taş, Türk Hava Yolları’nın yurt dışı seferlerini artırmasının ihracata katkı sağladığını dile getirdi.