Konutların, sanayi tesislerinin, icme suyu şebekelerinin ve insanın olduğu her yerde, su başta olmak uzere bircok akışkana yon veren pompa ve vana sektoru karşılaştığı sorunlara karşı cozum yolları bularak durmaksızın gelişimi surduruyor...

Pompa ve vana alt sektörleri makine imalat sanayinin içinde yer alan ve imalatın hemen her sektörüne girdi veren, ayrıca tarım sektöründen enerjiye kadar pek çok alanda kullanı lan ürünleri imal eden geniş bir kullanı m alanına sahip. Ülkemizde pompa vana üretimi 1950’li yıllarda başlamış, talep büyük çapta ithalatla karşılanmış. 1960’larda demir çelik ve döküm sektörünün gelişmesine paralel olarak pompa-vana imalatı da ilerleme sağlamış, 1970’ler, ithalatın azaldığı, üretim yelpazesinin genişleyerek üretici  firma sayısının hızla arttığı bir dönem olmuş. Özellikle konvansiyonel pompa ve vana imalatında, 70’e yakı n  firma ile ülke ihtiyacının önemli bir bölümünün bu dönemde karşıladığı görülüyor. 1980’li yıllara gelindiğinde ise ihracatı teşvik eden sanayileşme politikaları ile imalatçı  firma sayısında ciddi artışlar yaşanıyor. Ancak bu dönemde de özel tasarım isteyen pompa ve vanalar ile bazı aksesuar ve komponentler hala ithal ediliyor. Ancak 1980’li yılların yarısından başlayarak tarımda su kaynakları nın değerlendirilmesi ve sulu tarı ma geçilmesi, sanayideki proses suyunun önem taşıması, içme ve kullanma suyu şebekelerinin yaygınlaşması, atık su arıtma tesislerinin çevre korunması amacıyla zorunlu hale getirilmesi pompa ve vana talebini hızla arttırmasına neden oluyor. Bu dönemde pompa ve vana üretim tesislerinin 150’yi bulduğu görülüyor. 1995 yılında ise Gümrük Birliği’ne geçiş pompa ithalatını arttırmış ve nispi olarak yatırımlar azalmış. Bu dönemde dış ticaret makasının ihracat aleyhine açıldığı görülüyor. DSİ, YSE, Köy İşleri gibi kamu ihale ve satın alımları teşvik edici olmuş. 2001 krizi sektörü önemli ölçüde etkilemiş, yatırımlar modernizasyon, tevsi ve kapasite artışı ile sınırlı kalmış. 2007 yılına gelindiğinde ise pompa ve vana sektörünün 20’ye yakın asgari tekno- ekonomik kapasiteli, CNC, CAD/CAM, HAD teknolojili, kurumsallaşmı ş tesise sahip olduğu, ilaveten 210 kadar da küçük ölçekli, atölye tipi firmaları n oluşturduğu bir yapıyı gerçekleştirdiğ i ve üretimin vazgeçilemez bir boyuta ulaştığı bir misyonu yüklendiği görülüyor.

SEKTORUN İTİCİ GUCU KONUT VE ALT YAPI YATIRIMLARI Ülkemiz ve uluslararası sektör için de aynı ölçüde geçerli olmak üzere, birbirinden ayrılması güç pompa ve vana sektörlerinin satış hacimlerini her alanda yapılmakta olan yatırımlar ve revizyonlar belirleniyor. Bunlar içinde konut sektörü ve içme suyu temin ve atık su projeleri önemli bir pazar segmenti olarak gösteriliyor. En yoğun rekabetin yaşandığı, en fazla üreticinin yer aldığı segment olması nedeniyle buradaki de- ğişimler pompa ve vana imalat sektörünü direkt olarak etkiliyor. Türkiye’de 2007 iç pazar büyüklüğünün, POMSAD segmenti şeklinde tariflenen“ santrifüj ve pozitif deplasmanlı pompalar (içten yanmalı motorlar ve hava taşıtlarının pompaları, akaryakıt pompaları, el ve beton pompaları bu segmentin dışındadır)” için 350-370 milyon dolar olarak, “endüstriyel ve domestik vanalar (hidrolik valfler, ısı ayarlayı cı vanalar, buhar kapanları ve musluklar bu segmentin dışındadır)” içinse 380-400 milyon dolar olarak tahmin edebiliyor. İç pazarın pompada yüzde 40’ı, vanada ise yüzde 45’i ithal ürünlere ait. İthalatın yüzde 80’ni AB’den geliyor, ihracatın da yüzde 65’i AB ve ABD’ye yapılıyor. Ülkemizde pompa ve vana imalatı alt sektörleri, 2001 krizine rağmen 2002- 2004 döneminde yıllık yüzde 11,2 oranı nda, 2005 ve 2006 yıllarında ise yüzde 14-15 büyüme göstermiş durumda. Standardize edilmiş belirli ürün grupları nda yoğunlaşmış üretimin, artan Ar- Ge çalışmaları paralelinde çeşitlenmeye başladığı gözlemleniyor. Bu yöneliş, katma değeri yüksek ürünlere kaymak çabası olarak gösteriliyor. Pompa ve vana sektöründe ürün kapasitelerinin değer ve miktar olarak saptanması oldukça zor olmakla birlikte,  firma verilerinden ziyade, kapasite raporları üzerinden, profesyonel araştırma kuruluşları ile Dernek işbirliğinde yürütülen analizler sonucunda, pompa alt sektöründe toplam üretim kapasitesinin, 2005 yılı itibariyle 290 bin adet/yıl olarak saptanmış durumda. Vana alt sektöründe toplam üretim kapasitesi ise 2005 yılı itibariyle 53.000 ton/yıl döküm malzeme (pik, çelik , sfero, pirinç vs..) olarak tespit edilmiş.

TURKİYE’NİN POMPA VE VANA İHRACATI Türkiye’de olumlu bir seyir izleyen pompa ve vana imalatı, 2001 yılında yaşanan krize rağmen 2002-2004 döneminde önemli bir büyüme yakaladı. Üretim 2001’de yüzde 4-5 kadar azalmı ştı. Ancak izleyen dönemlerde imalattaki kayıpları telafi eden ve ihracatı destekleyen önemli bir büyüme gözlemlendi ve üretimde senelik yüzde17’ye tekabül eden bir ortalama artış yakalandı. Pompaların ve vanaların tamamı için son beş yıllık döneme bakılınca, pompa ithalatının yüzde 122, vana ithalatının yüzde 154 kadar arttığı, buna karşın ihracattaki büyümenin bunun çok üzerinde, pompalarda yüzde 280 ve vanalarda yüzde 170 civarında olduğu görülüyor. Türkiye’nin 2007 yılı pompa ihracatı 271,1 milyon dolar olmuş ve 2006 yılına göre yüzde 74,3 oranında artış göstermiş. Pompa ihracatı gerçekleştirilen başlıca ülkeler sırasıyla Almanya, Irak, İngiltere, ABD, Rusya Federasyonu ve Fransa olmuş. En fazla ihracat artışı gerçekleşen ülkeler ise Almanya, Gürcistan, Romanya ve Libya olarak sıralanıyor. Almanya’ya gerçekleştirilen 103,8 milyar dolar ihracat ile Almanya Türkiye’nin toplam pompa ihracatından yüzde 38,3 oranında pay alıyor. Dünya pompa ihracatında ikinci sırada yer alan ABD ise Türkiye’nin ihracatında 4. konumda bulunuyor. Türkiye’nin 2007 yılı vana ihracatı ise 251,5 milyon dolar olmuş ve 2006 yılına göre yüzde 35,6 oranında artış göstermiş. Vana ihracatı gerçekleştirilen başlı- ca ülkeler sırasıyla Almanya, Rusya Federasyonu, İngiltere, ABD ve İtalya. En fazla ihracat artışı gerçekleşen ülkeler ise Cezayir, Libya, ÇHC ve Fransa olarak kaydedilmiş durumda. Almanya’ya gerçekleştirilen 45,9 milyon dolar ihracat ile Almanya Türkiye’nin toplam pompa ihracatından yüzde 18,3 oranında pay alıyor. Türkiye’nin son iki yıldaki pompa ihracatı na bakıldığı zaman toplam ihracat içerisinde “pompaların aksam ve parçaları” nın çok önemli bir payı teşkil ettiği görülüyor. 2007 yılında toplam 271 milyon dolar pompa ihracatı gerçekleşmiş ve bunun 134,4 milyon doları “pompaları n aksam ve parçaları” ihracatı olmuş. Ayrıca, pompa imalat sanayinde de büyük çoğunluğu “pompaların aksam ve parçaları” teşkil ediyor. Türkiye’nin son iki yıldaki vana ihracatına bakıldığı zaman ise toplam ihracat içerisinde “diğer muslukçu eşyaları” çok önemli bir payı teşkil ediyor. 2007 yılında toplam 251 milyon dolar vana ihracatı gerçekleşmiş ve bunun 153,6 milyon doları “diğer muslukçu eşyaları” ihracatı şeklinde gerçekleşmiş. Dünya pompa ve vana ihracatına bakıldığı nda ise Birleşmiş Milletler (BM) İstatistik Bölümü’nden elde edilen verilere göre 2007 yılı toplam dünya pompa ihracatının 42,9 milyar dolar değerinde olduğu görülüyor. Almanya, ABD ve İtalya dünya pompa ihracatının yaklaşık yarısını gerçekleştiriyor. Dünya pompa ihracatından yüzde 23,8 pay alan Almanya, 10,2 milyar dolar ile dünya pompa ihracatında ilk sırada yer alıyor. Almanya’yı 5,5 milyar dolar ile ABD takip ediyor. Dünya pompa ihracatı nda Almanya ve ABD’yi, İtalya, Japonya, Fransa ve Çin takip ediyor. Türkiye ise 2007 yılı pompa ihracatında 271 milyon dolar ile dünya sıralamasında 21. sırada yer alıyor. Dünya vana ihracatı ndan yüzde 17,3 pay alan Almanya, 9,5 milyar dolar ile dünya vana ihracatı nda ilk sırada yer alıyor. Almanya’yı 8 milyar dolar ile Çin takip ediyor. Dünya vana ihracatında Almanya ve Çin’i, İtalya, ABD ve Japonya takip ediyor. Türkiye ise 2007 yılı vana ihracatında 251 milyon dolar ile dünya sıralamasında 25. sırada yer alıyor.

SORUNLARA KARŞIN DURMADAN BUYUMEK Türkiye pompa ve vana sektörünün en önemli isimlerinden olan, Samsun Makina Sanayi A.Ş. Başkan Yardımcısı Kutlu Karavelioğlu, pompa ve vana sektöründe 2003’de dahil, 2008 yılının ortaları na kadar yüzde 100’ün üzerinde üretim artışı sağladığının altını çiziyor. Ancak, 2007 yılında iç pazarda ithal ürünlerin lehine önemli gelişmeler oldu diyen Karavelioğlu, bu süreci şu şekilde açıklı- yor: “2007 yılında ihracat artışını sürdürebilmek iç pazarda bazı segmentler ithal ürünlere terk edildi. Kurların enflasyona rağmen iki yıl önceki değerinin çok altında seyrettiği yılda, ihracatın nası l rekor düzeyde arttığını iyi irdelemek lazımdır. Durum, sektörün, küresel rekabete uyumlu bir dönüşüm gerçekleştirmekte olduğunu ifade ediyor. Örne- ğin pompa ihracatı bedel olarak yüzde 70’den fazla artarken, miktar olarak yüzde 30 civarında arttı. O halde, pompalar daha pahalıya satılabilmiş veya daha değerli pompalar satılabilmiştir. Fiyat inisiyatifi elde edilmekle kalmamış, orta üstü teknolojik ürünler geliştirilmiştir. Hammadde fiyatlarındaki muazzam artı şlar, senenin sonunda olduğundan, bunların çarpan etkisi asıl 2008’de ortaya çıkacaktır. Kriz dönemi olmasına rağmen, katma değer artışını gözlemlemek mümkün olacak.” Dış ticaret rakamları hızla artmakla birlikte, geçtiğimiz yıl iç pazarın daraldığı- nı gözlemledik diyen Karavelioğlu, alıp satmanın, üretici firmaların önem verdi- ği faaliyetlerden olduğunu ve bu durum neticesinde bazı segmentlerde durgunluğ un hakim olduğunu söylüyor. Konut sektörü için domestik pompalar ve vanalar segmentinde daralmanın hızlı olduğ unu ve tarım sektöründeki daralmanı n da sürdüğünü belirten Karavelioğlu; “Sanayi yatırımlarında da beklenen ilerleme gerçekleşmedi; mühendislik pompaları segmentinde dışa açılımın tetikleyicisi bu oldu. Daralan pazar, yoğun rekabet, düşük kur, artan enflasyon nedeniyle karlılık oranları fevkalade düşük gerçekleşmiştir. Oysa sektörün teknolojik ilerlemesi ve yatırımlar, yaratılabilen katma değere bağlı” diyor. Bunlara ek olarak; dökümhanelerimiz uluslararası rakabette çok başarılıdır, kapasite ve kalite bakımından sektörümüze önemli avantajlar sağlamaktadırlar diyen Karavelioğlu, gelecekte de döküm ağırlıklı ürünler olan pompalar ve komponentlerinin imalatının, Avrupa’dan ülkemize kaymaya devam edeceğ ini söylüyor. Türkiye’nin, kalite, lojistik ve iletişim avantajları sayesinde, çok geçmeden Avrupa KOBİ’lerinin üretim üssü olacağından şüphe etmemek lazımdır diyen Karavelioğlu: “AB KOBİ’leri, “tasarım ve üretim” kabiliyetlerimize ihtiyaç duyuyorlar. Bu ihtiyaçları, Uzakdoğu rekabeti karşısında giderek derinleşmektedir. Bu durum, ya- bancı ortaklıklara zemin oluşturmaktadı r. Katma değeri yüksek pompaların üretimine yöneliş ve Ar-Ge faaliyetlerinde çeşitlilik, kısa vadede gözlemleyece- ğimiz gelişmeler olacaktır.”

“EN SON TEKNOLOJİYİ TAKİP ETMELİYİZ” Vurgulanması gereken bir diğer önemli gelişmenin, yeni teknolojilerin üretime nüfuziyetinin giderek yaygınlaşması olduğ unu söyleyen Karavelioğlu, “Hesaplamalı akışkanlar dinamiği, HAD” uygulamaları tasarım ve üretimi çok hızlandı rmakta, pompa verimlerini yükseltmeye, vana kayıplarını azaltmaya imkan vermekte, deneme yanılma metodları- nın yerini alarak muazzam tasarruflar ve ekonomi sağlamaktadır” diyor. Model üretiminde “hızlı prototipleme” tekniklerinin kullanılmasının da aynı şekilde teslim sürelerini çok erkene çekebildiğ ini ve uluslararası rekabette önemli avantalar sağladığının altını çizen Karavelioğ lu, sektörün bu konular üzerine hassasiyetle eğilmesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca 2008 ve sonrasının en önemli konusunun enerji verimliliği olduğunu vurgulayan Karavelioğlu, Avrupalı imalatçı ların gönüllü inisiyatifi olan ve Türk Pompa ve Vana Sanayicileri Derneğ i ‘nin de (POMSAD) üyesi olduğu “Ecopump” platformunda enerji verimliliğ i konusunda faaliyetler yürütüldü- ğünü belirtiyor. “Avrupa’da ve Amerika’da bugün, pompa verimlerinin Çin’de, Hindistan’da, Kore’de senelerdir olduğu gibi bir standardlar dizisine bağlanması amaçlanıyor” diyen Karavelioğ lu, esasen sistem verimlerinin pompa verimlerinden daha kritik olduğu konusu da dikkate alınarak, kullanıcı ve üreticilerin birlikte korunması gerektiğini söylüyor.

“KOPYACILIK ONLENMELİ, PATENT HAKLARI KORUNMALI” Nitelikli iş gücü, çok önemli problemdir; tasarım sadece imalatçıların ilgili departmanları nda öğrenilebilir ve iyi bir mühendis iyi bir tasarımcı haline en az 10 yılda gelebilir diyen Karavelioğlu; bu sebeple imalatçıların büyük şehirlere sı- kıştıklarını; yöresel teşvikler insan kaynakları ndan uzak kaldıklarını belirtiyor. “Gelişmiş ülkeler bu problemi Makina Havzaları kurarak aşmışlar; imalatçılar, yan sanayiciler ve eğitim kurumu sanayicilerin yönetiminde seçilmiş kentlerde, bölgelerde geliştirilmiştir” diyen Karavelioğ lu, turizm sektörüne sağlanan arazi tahsisi olanaklarının, çok daha düşük değerli arazilerde örgütlenebilecek makina sektöründen esirgenmemesi gerektiğinin de altını çiziyor. “Katma değerin yüksek oluşu, Sektörü haksız rekabetin göz bebeği yapmıştır” diyen Karavelioğlu, sektörün bir diğer problemini de şu şekilde özetliyor: “Teknoloji üreten, geliştiren sektörlerin en büyük yatırımı insan kaynaklarınadır; tasarım süreci maliyetler içinde önemli yer tutar. Fikri mülkiyet haklarına tecavüz ve kopyacılıkla iş gören işletmeler bu maliyetlerden aridirler; sektöre büyük zarar verirler. Mahalli mikro işletmeler de genellikle bu doğrultuda çalı- şırlar; servis bakım hizmeti vermekle sektöre girer, yedek parçaları kopya etmekle başlar, ürünleri, katalogları hatta etiketleri ve markaları kopya etmekle devam ederler. Bunun önüne geçebilecek Şili bir mekanizma maalesef dünyada da bulunamamıştır; sürekli mücadele edilmelidir. Patent kavramının yerleşmesi bir ölçüde çözüm olabilmiştir; dü- şük maliyetli, hızlı ve caydırıcı mali yaptı rımları olan sistemler kurulmalıdır.” Bu nedenle piyasa gözetimine yönelik tedbirlerin uygulanmasında gecikilmemelidir diyen Karavelioğlu; akredite denetim kuruluşların faaliyete geçmesinin hızlandırılması ve yetkili makamların, AB uyum sürecine paralel olarak, ithal malların haksız rekabetinden gümrüklerde değil piyasada korunmasını sağlamaları gerektiğini söylüyor.

KAYIT DIŞINA KARŞI MUCADELE EDİLMELİ Kayıt altında faaliyetlerini sürdüren işletmelerimiz, diğerlerine karşı savunması z olduklarının altını çizen Karavelioğ lu: “Belgesiz satış yapan işletmeler en az KDV ve Kurumlar vergisi oranında avantajlıdırlar, yüzde 40’a yakın avantajları vardır. Pompa veya vanaların sadece bir kısmı yatırım malıdırlar, onların çoğu ihale ile alınır; fakat asıl pazar kayı t dışı çalışmaya son derecede müsaittir. Kara para yaratan işletmeler bu kaynakları nı rekabet koşullarını daha da haksız hale getirmekte harcar, istihdamı kayıtsız yaparlar, bazı mekanizmaları çürütürler. Sosyal zararları yüksek olur. Bunun halli için tüketici veya çalışan bilinçlenmesini beklemek saflık olacaktır; sektörel örgütlenmelerin inisiyatifieri ise sınırlıdır” diyor.

“İTHAL MALI HAYRANLIĞI BİTMELİ” Makinaların genelinde yaşandığı üzere, gerek kamu gerekse özel sektör satın almaları nda giderek azalsa da “İthal malı” hayranlığının hala çok önemli bir vaka olduğunu vurgulayan Karavelioğlu, bu durumun, aracıların yönelimleri ile birleşince büyük bir handikap oluşturdu- ğunu söylüyor. Eş performans sağlayan ürünlerden, daha yüksek fiyatlı olan ithal ürünlerin empoze edilmeleri ve bunun güvenilirlik savıyla yapılması, yerli üreticileri zor duruma düşürmektedir diyen Karavelioğlu: “Bu, kur baskısıyla birleşince ithalatın layığından fazla artması nı, yurtiçi üretiminin azalmasını pompalayan bir yaklaşım olarak görülmektedir. AB’de olduğu gibi, kamuoyunu yönlendirmek, alıcıları yerli ürünlerin kullanılmasına kanalize etmek ve uzun vadede “ithal ürünlere” karşı bilinçlenme kampanyaları yapmak etkili olacaktır. Ülkemizdekinin tersine bir durum olarak, bazı AB ülkeleri de dahil olmak üzere, dünyanın bir çok yerindeki kamu alımlarında yerli sanayiyi koruyan tedbirler mevcuttur. İhalelerde, yerli malı ve yerli üretici lehine koyulan yüzde 15’e kadar fiyat avantajı bu tedbirlerden en yaygınıdır” diyor.

“TURKİYE’NİN AVANTAJLARI COK BUYUK” Doğuş Vana Genel Müdürü, POMSAD Başkan Yardımcısı ve Avrupa Vana Sanayicileri Derneği (CEIR-2) Başkan Yardı mcısı Bülent Hacıraifoğlu, Vana sektörü ile ilgili Avrupa ya bakacak olursak; gerek çevre faktörleri, gerekse aşırı yüksek işgücü nedeni ile emek yoğun diyebileceğimiz sektörümüz ile ilgili firmalar ya kapanmakta, ya uluslararası büyük şirketler tarafından satın alın- makta ya da mamullerini Çin, Hindistan ve Türkiye gibi ülkelerde ürettirip kendi markalarını koydurarak ayakta kalmaya çalışmaktadırlar diyor. Bu noktada Türkiye’nin lojistik ve düşünce yapısı olarak Çin ve Hindistan’a göre büyük avantajları olduğunun altını çizen Hacıarifoğlu, Türkiye tarafından vana taleplerinin çok kısa sürelerde karşılanabildiğini ve kalite taleplerinin de daha kolay yerine getirilebildiğ ini söylüyor. Ancak, ülkemizin tüm sektörlerinde yaşadığı, yüksek enerji maliyetleri, iş gücü üzerine bindirilmiş aşırı vergiler, kalifiye işçi bulma zorlukları, yüksek faizler ve en önemlisi faiz baskısı sonucu oluşan düşük döviz kurları nedeni ile bahsettiğ im avantajlar ortadan kalkmaktadı r diyen Hacıarifoğlu, özellikle Avrupa Ülkeleri’nin, yüksek adetteki standart ürünlerde Çin ve Hindistan üreticilerini tercih ettiklerini, daha az miktarlı, acil gereken ve standart olmayan vana ihtiyaçları nı ise ülkemizden karşıladıklarını söylüyor. Çevremizdeki Ortadoğu, Rusya, Afrika ve Asya ülkeleri için de aynı şey söz konusudur diyen Hacıarifoğlu, özellikle yüksek petrol ve gaz gelirleri sonucu Rusya ve Ortadoğu ülkelerinde büyük yatırımlar olduğunu ve bu durumunda ülkemiz vana sanayicileri için büyük fırsatlar doğurduğunu belirtiyor.

“SEKTOR TAMAMEN KORUMASIZ” Son zamanlarda ithal ürünler üzerindeki kontrollerin nedenini bilemediğimiz sebeplerden dolayı azaltılması sonucu sektörümüz tamamen korumasız kalmı ştır diyen Hacıarifoğlu, etiket değerlerini tutmayan kalitesiz ürünlerin iç piyasayı doldurduğunu ve bu durumunda ülke vanacıları açısından haksız rekabete neden oluşturduğunu vurguluyor. Bu konuda devlete büyük görevler düşmektedir diyen Hacıarifoğlu, Dubai, Katar, Umman, Suudi Arabistan gibi ülkelere mal satabilmek için klasörler dolusu doküman hazırlayıp bunlarla mal satma onayı almaya uğraşırken, kalitesiz ürünler elini kolunu sallayıp ülkemize girebilmesinin çok üzücü olduğunu söylüyor. “BU GENC SEKTORUN DESTEKLENMESİ ŞART” Asteknik Vana Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Akdemir, döviz kurunun düşük olmasının ve ucuz fiyatlarından dolayı Uzakdoğu menşei ürünlerin yerel imalatçı ları zorlamasının sektörün temel problemi olduğunu söylüyor. İhracat yapan bir firma olarak, YTL’nin aşırı de- ğerli olması fiyatlandırmalarımızı etkilemektedir diyen Akdemir: “Vana sektörü henüz çok yeni olduğu için yerli üreticilerin gelişebilmesi için önlerinin açılması gerekiyor. Teşvik uygulanan sektörlerde yerli imalatçıların korunması ve bu üreticilerin ürünlerinin de kullanılması teşvik edilmelidir. Vana sektörünün daha iyi yerlere gelmesini sağlamayı z. Bu kültür henüz çok yeni ve gelişebilmesi için bu sektördeki imalatçıların desteklenmesi şart”

“TEKNOLOJİYİ LAYIĞIYLA KULLANMALIYIZ” Vansan Makina Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Özden Ertöz, son 10 yılda gelişen CFD teknolojisi tasarlanan pompa veya türbinlerin imalatına başlamadan, sanal ortamda denenmesini mümkün kıldığını ancak bu teknolojiyi layığı ile kullanabilen kuruluş sayısının çok az olduğunu ve bunun sebebinin ise teknolojiyi kullanabilecek deneyimli mühendisin yetiştirilmesindeki zorluk olarak açıklıyor. Ertöz, Türkiye’nin bu alanda yetişmiş elemanlara mutlak şartla ihtiyaç duyduğunun altını çiziyor. 2000 yılından itibaren dünyada bilgisayar ve elektronik endüstrisindeki gelişim, mühendislik öğrencilerini bu konuları na yöneltmiştir diyen Ertöz, bunun sonucu olarak üniversitelerde hidrolik makineleri derslerinin seçimlik dersler haline getirildiğini ve bu dersi alan öğrenci sayısının yüzde 20’nin altı na düştüğünü söylüyor. Bu durum sadece ülkemizde değil tüm AB Ülkeleri’nde de endişeli bir durum yaratmı ştır diyen Ertöz, AB ülkeleri, lider durumda oldukları hidrolik makineleri sektöründe 10 yıl sonra pompa ve türbinleri dizayn edecek, hidrolik santraları işletecek mühendis bulamama endişesi içindeler diyerek konuya kendi deneyimlerini aktarak açıklık getiriyor: “Yaz başında Slovenyanın Bled şehrinde katıldığım “Hydro Energia 2008” konferansında AB destekli ESHA (European Small Hydro Association) genel sekreteri Christine Lins durumun vahameti karşısında AB’nin üniversitelerden birine destek vererek hidrolik makineleri konusunda yüksek lisans ve doktora yapacak öğrencileri o üniversiteye yönlendireceklerini söyledi.” Ülkemizde de durum farklı değildir diyen Ertöz, bizim de bir kısım mühendislik öğrencilerimizi zaman geçmeden hidrolik makinelerine yöneltmemiz gerektiğini, aksi takdirde tahsisi yapılan yüzlerce hidrolik santralı işletecek, yenileyecek, yenisini yapacak eleman bulmak zorluklar yaşanacağı- nın altını çiziyor.   SPOT. “ Daralan pazar, yoğun ve haksız rekabet, düşük kur, artan enflasyon nedeniyle pompa ve vana sektöründe karlılık oranları fevkalade düşük gerçekleşiyor. Oysa sektörün teknolojik ilerlemesi ve yatırımların artması, yaratılabilen katma değere bağlı.”

RESİM ALTI: Ahmet Ozden Ertoz Vansan Makina Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Son 10 yılda gelişen CFD teknolojisi tasarlanan pompa veya türbinlerin imalatına başlamadan, sanal ortamda denenmesini mümkün kılıyor. Ancak bu teknolojiyi kullanabilecek deneyimli mühendisin yetiştirilmesindeki zorluklar firmaları düşündürüyor.  









RESİM ALTI:   İbrahim Akdemir Asteknik Vana Yönetim Kurulu Başkanı Sektörümüzün en önemli problemi döviz kurunun düşük olması ve ucuz fiyatlarından dolayı Uzakdoğu menşei ürünlerin yerel imalatçıları zorlamasıdır.  








Bulent Hacıraifoğlu Doğuş Vana Genel Müdürü, POMSAD Başkan Yardımcısı ve Avrupa Vana Sanayicileri Derneği (CEIR-2) Başkan Yardımcısı Türkiye’nin lojistik ve düşünce yapısı olarak Çin ve Hindistan’a göre büyük avantajları bulunuyor. Türkiye tarafından vana taleplerinin çok kısa sürelerde karşılanabiliyor ve kalite de yüksek oluyor. ,










Kutlu Karavelioğlu SMS Samsun Makina Sanayi A.Ş. Başkan Yardımcısı Teknoloji üreten, geliştiren sektörlerin en büyük yatırımı insan kaynaklarınadır; tasarım süreci maliyetler içinde önemli yer tutar. Fikri mülkiyet haklarına tecavüz ve kopyacılıkla iş gören işletmeler bu maliyetlerden aridirler ve sektöre büyük zararlar vermektedirler.  

SPOT. “ Türkiye’nin 2007 yılı pompa ihracatı 271,1 milyon dolar olmuş ve 2006 yılına göre yüzde 74,3 oranında artış göstermiş. Pompa ihracatı gerçekleştirilen başlıca ülkeler sırasıyla Almanya, Irak, İngiltere, ABD, Rusya Federasyonu ve Fransa olmuş. En fazla ihracat artışı gerçekleşen ülkeler ise Almanya, Gürcistan, Romanya ve Libya olarak sıralanıyor.”