Türkiye üreterek büyümekte sıkıntı çekiyor. Yüzde 75’lik orta-düşük ve düşük teknoloji üretimi var ve bu oranda bir değişiklik olmuyor. Teknolojiyi üretmek, orta-üst ve yüksek teknolojiye yönelmek zorundayız. Türkiye ihtiyacı olan sıçramaya ancak bu şekilde ulaşabilir. Bu da Türkiye’nin endüstrisine yeni unsurların katılması ve kendi teknolojilerini üreten bir ülke konumuna gelmesi ile mümkün. Peki, çok ciddi maddi imkanlar sunulmasına rağmen Türkiye’de Ar-Ge kültürü neden oluşmadı? Çünkü Ar-Ge insanla ilgili bir unsurdur. Üstünüze para da yağsa, eğer beceriniz yoksa Ar-Ge yapamazsınız. Türkiye genç nüfusuyla övünüyor. Asıl övünmemiz gereken nitelikli insan gücü olmalı. Bilimden, sanata ve sanayiye kadar; kısacası her konuda vasatlığı aşmalıyız. İşte o zaman, Türkiye gerçek anlamda büyük bir ülke olacaktır.

Diğer bir konu ise ithal ettiğimiz makinelerin yüzde 70’nin Türkiye’de üretiliyor olmasıdır. Yerli üreticinin tercih edilmemesi sorunuyla karşı karşıyayız. Elbette bunun çeşitli sebepleri var. Makine İhracatçıları Birliği olarak “Biz de varız, biz bu makineleri dünya kalitesinde üretiyoruz” demek için pek çok çalışmaya imza attık. Kamuoyuna, yöneticilere ve bürokratlara mesaj vermeyi arzuladık. Çünkü teknolojik gelişimin arkasında devletin teşvik eden unsurlarının olması son derece önemlidir. Özellikle son yıllarda araştırma ve geliştirme faaliyetlerine yönelik önemli destekler verilmeye başlandı. Şu an dünyanın her bölgesine ihracat yapan kaliteli, güvenilir markalarımız olduğu gibi kayıt dışı çalışan, katma değer üretmeyen pek çok firma da faaliyetlerini sürdürüyor. “Dünyalı” olmayı başaran firmalar Türkiye’nin mevcut sıkıntılarından sıyrılıp büyümeye ve gelişmeye devam edecek. Dünyadan kopuk, rekabetin gerektirdiği unsurları yerine getirmekten uzak olan firmalar ise daha da zorlu günler yaşayacak. Bunun bilinciyle hareket etmeli ve vasatlıktan kurtularak orta-üst ve yüksek teknolojiyle üretim yapan “dünyalı” firmalarımızın sayısını artırmalıyız. Büyük Türkiye’yi inşa etmenin yöntemi budur.