Dördüncü endüstri devrimi olarak nitelendirilen internet yeni bir boyut kazamaya başlıyor. Bugüne kadar bilgiye erişim ve iletişim aracı olarak hayatımız...

Dördüncü endüstri devrimi olarak nitelendirilen internet yeni bir boyut kazamaya başlıyor. Bugüne kadar bilgiye erişim ve iletişim aracı olarak hayatımızda kendine yer bulan internet, şimdi de “The Internet of Things” kavramıyla karşımıza çıktı. The Internet of Things (IoT) Türkçesiyle nesnelerin/şeylerin interneti geçtiğimiz son yılların en büyük teknolojik inovasyonu olarak nitelendiriliyor. Nesnelerin internetinden analitik içgörüler, şirketinizde olup bitenin geliştirilmiş teknolojisi, otomasyon, verimlilik artışı, merkeziliğin azalması gibi değerli şirket çıktılarına öncülük edebilir. Nesnelerin interneti aslında, tam olarak “internete bağlanan fiziksel şeylerin yani nesnelerin networkü” olarak tanımlanabilir.

NESNELERIN INTERNETININ ÜÇ ANAHTAR ELEMENTI

Cihazlar – Sadece akıllı telefonlar ve serverlar daha ziyade nesnelerin internetinin içinde termostat, çöp kutusu, buzdolabı ya da televizyon gibi ev gereçlerinden endüstriyel sistemlerdeki rüzgar türbinleri ya da medikal ekipmanlara kadar her şey yer alabilir. Data – Nesnelerin interneti içindeki gerçek değer, bu birbiriyle iletişim halindeki cihazlardan toplanan datayı çalışacak duruma getirmek ve karar mekanizmalarının daha iyi işlemesi için bu bilgilerin analizlerinden hareketle öngörülerde bulunmak ve onları kullanmak.

Bağlanırlık – Nesnelerin interneti, datanın toplandığı A noktasından, işlendiği ve analiz edildiği B noktasına sorunsuz bir şekilde gitmesine imkan sunacak güvenilir bir network bağlantısı gerektiriyor. Burrus Research’ün kurucusu ve CEO’su olan, önde gelen teknoloji tahmincisi ve inovasyon uzmanı Daniel Burrus’un Mashable. com için yazdığı makalede de söz ettiği gibi hayatımızda yer tutan tüm teknoloji trendleri arasında en büyük olanı nesnelerin interneti ki muhtemelen son yılların inovasyonları arasında, önümüzdeki beş yıl içinde firmalara ve girişimlere en büyük fırsatı sunacak olan da en büyük bozulmayı yaşatacak olan da yine nesnelerin interneti teknolojisi.

MOBIL NESNELER ARASI INTERNETIN ODAĞINDA

Aslında bugün bile her yanımız nesnelerin internetiyle çevrili. Nesnelerin interneti, makineler arası (machine to machine – M2M) komünikasyon* artışının etrafında dönüyor. Bu da bulut bilişim ve bilgi toplama sensörleri/ alıcıları üstüne kurulu. Mobil, bu teknolojinin kilit noktası olmakla birlikte uzmanların yorumlarına göre sokak lambalarından tutun da limanlara, evlerimizden fabrikalara kadar hayatlarımızdaki her şeyi “akıllandıracak”. Bu anlamda nesnelerin interneti gerçekten alıcıların ve makinelerin bağlantılı hale gelmesini içeriyor. Bilginin toplanması ve geliştirilmesinin birleşiminden doğan değer, yani aslında dünyadaki tüm alıcılar tarafından toplanan bütün datanın, işlenip gerçek zamanlı olarak analiz edilmedikçe o kadar da kıymetli olmadığını söylemek mümkün. Bulut tabanlı uygulamalar işlenmiş datanın kullanımında anahtar görevi görüyor. Bu yüzden nesnelerin interneti, bulut bilişim olmadan tüm bu alıcılardan toplanan datayı yorumlamak ve fonksiyonlarını yerine getirmekte yetersiz kalacaktır. Temel neden olarak ise bulut bilişimin aplikasyonların çalışmasında her zaman ve her yerden erişim imkanı sağlaması gösterilebilir.

Nesneler arası internet, robotlar ve otomasyonun alt yapısı olacak. Hız, verimlilik ve en önemlisi Büyük Veri (Big Data) ile birlikte bütün üretim süreçlerinin yeniden yapılanacağı ve tanımlanacağı bir dönem var önümüzde. Önümüzdeki 20 yıl içinde bu teknolojinin oluşturacağı ekonomik büyüklüğün 17 trilyon dolar olması bekleniyor. McKinsey&Company’nin araştırmasına göre ise 2024 yılında 11 trilyon dolar seviyesinde bir ekonomik büyüklük bizi bekliyor olacak.

KAMUDA 4.6, ÖZEL SEKTÖRDE 14.4 TRILYON DOLARLIK PAZAR

Cisco’nun bu alanda yaptığı çalışmalar ise önümüzdeki 10 yıl içinde, nesnelerin interneti alanında kamuda 4.6 trilyon dolar, özel sektörde ise 14.4 trilyon dolar bir ekonomik büyüklük oluşacağını gösteriyor.

Söz konusu rakamsal verilerin nasıl yaratılacağına dair şüpheleri bir örnekle gidermek gerekirse; çeşitli alıcılarla desteklenmiş akıllı betonlar kullandığınız bir köprü inşa edildiğini düşünün. Bu köprü bizi bir felaket yaşanmadan önce problemleri çözmemiz konusunda uyaracak. Ayrıca bu akıllı teknolojiler sadece köprünün inşasıyla sınırlı kalmayacak. Köprüde buzlanma olduğunda aynı alıcılar devreye girip internet kanalıyla köprüyü kullanacak araçlarla iletişime geçerek bu bilgiyi aktaracak. Araç yolda buzlanma olduğuna ilişkin sürücüyü uyaracak ancak sürücü yavaşlamak istemese bile araç otomatik olarak gerekli hız sınırlarına gerileyecek. Bu alıcıdan makineye (sencors to machine – S2M) ve makineden makineye (machine to machine – M2M) komünikasyonun sadece bir tek yolu ve örneği. Yani köprüdeki sensörler araçlarımızdaki makinelere bilgiyi iletecek ve biz bilgiyi eyleme dönüştüreceğiz.

Etkilerin ne boyutlarda olacağını bu en basit örnekte bile görmek mümkün. Peki, akıllı bir şehir akıllı bir araçla konuşmaya başlarsa ne olur? Yolda trafiğin akış yönünde gidiyorsunuz ve trafik sıkışmyor çünkü sabit zaman ayarlı trafik ışıkları yerine akıllı trafik ışıkları var ve trafiğin yoğunluğuna göre mükemmele en yakın şekilde sizi yönlendiriyor. Trafik ve gitmekte olduğunuz sokağın şartlarına ilişkin sürücülere sürekli bilgi akışı sağlanıyor ve rotanızı gideceğiniz güzergahın yoğunluğuna, uzunluğuna, yol yapım çalışması bilgilerine vs göre tekrar düzenliyor.

5G NEDEN BU KADAR ÖNEMLI?

5G tüm bu dataların toplanması, bulut tabanlı aplikasyonların bu datayı işleyip analiz ederek bir bilgiye dönüştürmesi, makinelere iletmesi ve anlık değişen koşullara göre gerçek zamanlı olarak tepki vermesi açısından önemli. Bu örnekten hareketle bulut bilişimin ve toplanan datanın anlık olarak işlenip size anlamlı bir bilgi olarak sunulmasının ne ölçüde önemli olduğunu ve nesnelerin internetinin odak noktasında neden internetin, dolayısıyla 5G teknolojisinin olduğunu anlamak daha kolaylaşıyor.

Bir adım ileri götürelim örneği. Akıllı köprüler, akıllı trafik lambaları, akıllı şehir aydınlatmaları, akıllı reklamlar, akıllı şehirler.. Sadece şehirlerle sınırlı kalmadığını da düşünün. Bu hayatlarımızda oldukça büyük ve temelden bir değişim anlamına geliyor. Biz ‘şeyleri’ akıllı hale getirdikçe bu yeni ürünler ve hizmetler için daha büyük bir mühendislik süreci başlayacak.

GIRIŞIMCI PERSPEKTIFINDEN NESNELERIN INTERNET

IDG Enterprise’nin binden fazla çalışanı olan organizasyonlarda yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre dünyanın genelinde bu pazar 26 milyar bireysel cihazla çevrelendi. 2013 yılında büyüklüğü 1.9 trilyon dolar olan nesnelerin interneti teknolojisinin pazarı 2020’de 7.1 trilyon dolar seviyelerine çıkacak. Bugün nesnelerin internetine adaptasyon oranlarına bakıldığında dünya üzerindeki şirketlerin yüzde 56’sının aktif olarak bu teknolojiyi araştırdığını ve takipte olduğunu, yüzde 13’ünün pilot uygulamalara başladığını, yüzde 6’sının üretim, yönetim yahut operasyon aşamalarına entegre ettiğini görüyoruz. Oysa bu tabloda yüzde 26’lık dilimin ise adaptasyona dair hiçbir fikri olmadığı çıkıyor ortaya.

PEKI BU DURUMDA YENI YATIRIM KARARLARI NASIL DEĞIŞIYOR?

Nesnelerin internetinin ötesini düşünen organizasyonların yüzde 32’si gelecek yıl bu teknolojinin ‘top teknoloji yatırımı’ olacağını söylüyor. Nesnelerin internetini uzun vadeli ele alan şirketlerin bu anlamda planları var. Bu şirketlerin yüzde 26’sı bu teknolojiye adaptasyonun, onların organizasyonlarına ek harcamalar da getireceğinin bilincinde olarak planlamalarını sürdürüyor.

Girişimlerin yüzde 31’i karar mekanizmasında görev alan yöneticileri nesnelerin internetinin önemli ölçüde onların işletmelerini etkileyeceğine inanıyor. Daha az etkileneceklerini düşünenlerin oranı yüzde 32, emin olmayanların oranı yüzde 12 ve çok az ya da hiç etkilenmeyeceklerine inananların oranı ise yüzde 26. Nesnelerin interneti iş stratejilerinin birçok alanına entegre edilebilir. Bu anlamda güvenlik yüzde 78, mobil yüzde 74, network yüzde 56, bulut yüzde 55, büyük data yüzde 38 ve sosyal alanlar ise yüzde 32 oranında nesnelerin internetinin etki alanına girecek.

NESNELERIN INTERNETIYLE ARTAN SIBER GÜVENLIK ENDIŞESI

Teknoloji araştırmaları şirketi Gartner bu yıl toplam nesnelerin internetinin yüzde 21’inden fazlasının akıllı evlerde olmasını ve 1.6 milyardan fazla internet bağlantılı cihazın bu dev ekosisteme eklenmesini beklediklerini açıkladı. Bir yandan büyüyen bu ekosistem kullanıcıların kişisel bilgilerinin güvenliği ve özel hayatın gizliliği gibi sorunları da beraberinde getiriyor. Sadece ortalama tüketicinin üçten fazla akıllı kişisel cihaza sahip ve kullanıyor olması düşünülürse durumun ciddiyeti de daha net anlaşılıyor. Bütün bu cihazların izlediği, interaktif ilişkide olduğu, kişisel ve özel dataları güvenlik açıkları nedeniyle sürekli yaydığı düşüncesi bile yeterince ürkütücü. Bu durumun beraberinde tüketim alışkanlıklarını değiştirmeye yönelik ve çoğu zaman farkına bile varılamayacak kadar büyük ölçekli bir pazarlama iletişimine maruz bırakması sanırım en az korkutucu sonuçlardan biri olurdu. Haliyle bu alanda da oluşan ciddi bir pazar sözkonusu.