Bilim ve teknolojideki gelişmelere uygun olarak ülkeler arasındaki sınırların adeta sembolik hale gelmesiyle; ulusal kültürün, ekonominin, bilimin, sosyal yaşamın etkilenmesinin ve değişime uğramasının kaçınılmaz hale geldiğini belirten Amasya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Arif Gök, “Bu etkileşimin doğal sonucu olan yüksek rekabet; özellikle yükseköğretimde, araştırma-geliştirme etkinliklerinde ve beklenen çıktı olarak ileri teknoloji düzeyinde atılımı zorunlu hale getiren başlıca unsur” diyor. Uygarlığın gelişiminde büyük pay sahibi olan makine mühendisliğinin geniş bir alanı kapsadığını, geçmişte ve günümüzde olduğu gibi gelecekte de sahip olduğu önemini koruyacağını sözlerine ekleyen Gök’le bölümün yapısı, amaçları ve öğrencilere sağladığı eğitim olanaklarının neler olduğunu konuştuk.

Amasya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü ne zaman kuruldu? Eğitimde belirlediğiniz temel hedefler nelerdir?

Amasya Üniversitesi Teknoloji Fakültesi bünyesinde 2013-2014 eğitim-öğretim yılında lisans eğitimine başlayan Makine Mühendisliği Bölümü; modern teknolojiyi yakından takip eden, mesleki bilgi ve beceriye, analitik düşünmeye yatkın, saha deneyimi yüksek, sanayi kuruluşlarının beklentilerini karşılamaya hazır mühendisler yetiştirmeyi hedefliyor. Bölümümüzden mezun olan genç mühendisler fabrikalarda, santrallerde, araştırma merkezlerinde ve şantiyelerde çalışma olanağı bulabiliyor. Makine mühendisleri; baraj ve köprü yapımı gibi büyük projelerden, küçük projelerin gerçekleştirildiği yerlere kadar uzanan geniş bir yelpazede teorik bilgilerini pratik olarak kullanabiliyor. Hemen hemen her işletmede makine mühendislerine şiddetle ihtiyaç duyuluyor. Makine mühendisliği kapsamına giren alanlardan önemli bir bölümü bugün, bağımsız birer mühendislik dalı durumuna geldi. Uçak ve gemi mühendisliği, enerji sistemleri mühendisliği ve mekatronik mühendisliği bunlardan sadece bir kaçı. Teknolojik gelişmelere göre, makine mühendisliği gereksinim alanları doğrultusunda enerji ve imalat mühendisliği gibi çeşitli dallara da ayrılıyor. Alanlarında çok iyi yetişmiş olanlar, beklentileri doğrultusunda bir iş sahibi olabiliyor. Makine mühendisleri, kendi adına işyeri açma olanağına sahiptir. Ayrıca lisans eğitiminden sonra yüksek lisans, doktora yapabilir, araştırma görevlisi olabilir ve akademik kariyer yapabilir. Yüksek lisans yapmış olmak ve yabancı dil bilmek, özel sektörde çalışmak isteyenler için avantaj sağlarken mesleki ilerlemede de önemli rol oynuyor. Meslek eğitimini tamamlayanların işletme yüksek lisansı yapması durumunda özellikle özel sektörde yönetici olarak çalışma olanağı da mevcut.

Bölüm olarak kurulduğunuz günden bu yana nasıl bir değişim dönüm yaşadınız? Daha iyiye ulaşma noktasında önceliği hangi konulara verdiniz?

Bölümümüz kurulduğu andan itibaren her eğitim-öğretim yılı başında; öğretim üyelerimiz, sanayi kuruluşlarının temsilcileri ve OSB müdürlerinden oluşan danışma kurulu aracılığıyla makine mühendisliği eğitiminde ihtiyaç duyulan mühendis profilini oluşturabilmek adına yol haritamızı belirliyoruz. Diğer sanayi kuruluşlarının da desteği alınarak farkındalık oluşturmak amacıyla temel derslere, ihtiyaç duyulan seçmeli ders eklemeleri yapılabiliyor. Aynı zamanda Avrupa üniversitelerinin çizgisini yakalamak adına müfredatımızı sürekli gözden geçiriyoruz. Bu nedenle gerek Avrupa gerekse Amerika’daki üniversitelerle ikili anlaşmalarımızı her geçen gün artırıyoruz. Teknoloji fakültesi içinde makine mühendisliği bölümü olmamızın büyük avantajlarından biri de, öğrencilerimizin dördüncü sınıfın bir dönemini tamamen sanayi kuruluşlarında geçirebilmesidir. Bu vesileyle makine mühendisliği öğrencileri mezun olmadan önce gerçek mühendislik uygulamalarını bire bir endüstride görebiliyor. Bölgede ankastre üretimi kümelenmesi faaliyet gösterdiği için öğrencilerimizi, imalat ve konstrüksiyon alanındaki derslerle bölge ihtiyaçlarına cevap verecek düzeye getirmeye çalışıyoruz.

Peki ya akademik kadro? Bize biraz kadronuzdan da söz eder misiniz?

Akademik kadromuz iki doçent ve üç yardımcı doçentten oluşuyor. Hocalarımız, bölge ihtiyaçları doğrultusunda genel olarak imalat ve konstrüksiyon anabilim ana bilim dalında uzmanlaşmış ve bu alanda ulusal-uluslararası düzeyde birçok bilimsel çalışmaları bulunan yetkinliğini kanıtlamış öğretim üyeleridir. Akademik kadromuz ülkemizin bilimsel ve teknolojik birikimine katkı yapması beklenen öğrencilere; proje odaklı, analitik düşünme yeteneklerini geliştirecek, sorgulayabilen ve verilen bilgileri üretime dönüştürebilecekleri bir altyapı sağlamayı amaçlıyor.

Eğitim konularını oluştururken sanayiden gelen talepleri de dikkate aldınız mı? Teorik eğitimlerle pratik arasındaki dengeyi nasıl sağladınız?

Bölümümüz teknoloji fakültesi bünyesinde kuruldu. Öğrencilerimizin, mühendislik eğitimini teknoloji fakültesi bünyesinde almasının en büyük avantajı, dördüncü sınıfın ilk dönemi boyunca sadece “iş yeri eğitimi” yapılmasıdır. Öğrencilerimiz “iş yeri eğitimi” adı altında önemli sanayi kuruluşlarında tüm dönem boyunca çalışarak daha mezun olmadan uygulama tecrübelerini çok yüksek bir seviyeye çıkarabiliyor. Sanayi kuruluşlarının kendilerinden beklentilerini ve iş ortamının gerekliliklerini sahada canlı olarak görmeleri kendilerine birçok avantaj sağladığı gibi, mezuniyete kısa süre kala kendilerini ispat ettikleri takdirde iş yeri eğitimini icra ettikleri önemli sanayi kuruluşlarından mühendis kadrosunda çalışma teklifi de alabiliyorlar. Yaptığımız görüşmelerde tüm sanayicilerimiz uygulama becerisi yüksek, sanayi tecrübesi olan ve sanayinin ihtiyaçlarına dönük gelişimi sürekli takip edebilecek, rekabet gücü yüksek mühendislerle çalışma isteklerini özellikle ifade ediyor. Teorik eğitimler haricinde araştırmageliştirme ve yenilikçiliğe önem veren bir eğitim kurumu olarak öğrencilerinize sunduğunuz teknik olanaklar konusunda neler aktarmak istersiniz?

Eğitim-öğretim programlarımızı oluştururken makine tasarımı ve imalatını, buna paralel olarak da imalat proseslerinin işleyiş ve kontrolünü dikkate alıyoruz. Bu doğrultuda uygulama derslerimizi hem laboratuvarlarda hem de sanayi kuruluşlarında teorik bilgileri pekiştirecek şekilde sürdürüyoruz. Makine mühendisliği bölümümüzde takım tezgahları laboratuvarı, metalürji laboratuvarı ve 3D tarayıcı ve yazıcı laboratuvarı hali hazırda faaliyetlerini sürdürüyor.

Makine mühendisliği eğitimi almak isteyen bir öğrencinin Amasya Üniversitesi’ni seçmesindeki temel nedenleri sıralayabilir misiniz?

Amasya 7 bin 500 yıllık tarihi ve kültürel birikimi yanında birçok organize sanayi bölgesinin varlığı nedeniyle hem kültürel hem de iş imkanları anlamında mühendis adaylarına birçok olanak sağlıyor. Buna ek olarak bölümümüzü tercih edecek öğrenciler teorik ve uygulamalı eğitim-öğretim faaliyetlerini uzman akademik kadromuzla sürdürebilme şansına sahip. Amasya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nün 30’un üzerinde firmayla iş yeri eğitim protokolünün olması da diğer tercih sebepleri arasındadır. Bu sayede öğrencilerimiz gerçek mühendislik uygulamalarını doğrudan firmalarda tecrübe ederek sektörde aranan elemanlar haline gelebilir. Yurt dışı öğrenci değişim programları çerçevesinde öğrencilerinize ne tür imkanlar sunuyorsunuz?

Yurt dışında makine mühendisliği bölümü Erasmus Programı dahilinde; Hırvatistan University of Split, Finlandiya Saimaa University of Applied Science ve İspanya Castilla La Manch University ile ikili öğrenci değişim anlaşmalarımız bulunuyor. Yurt içinde Farabi Programı çerçevesinde de 42 farklı üniversitenin makine mühendisliği programıyla yine öğrenci değişim anlaşmamız mevcut.

Makine mühendisliği öğrencileri sanayiyle koordineli çalışma yapma şansına sahip mi? Sağladığınız staj olanakları nelerdir?

Makine mühendisliği bölümümüzün teknoloji fakültesi bünyesinde olmasının en büyük avantajı öğrencilerin bir dönem gibi uzun bir süre boyunca iş yeri eğitimi almasıdır. Bu iş yeri eğitimi içerisinde öğrenciler, bölümümüzün anlaşma protokolü bulunan firmalarda çalışarak endüstriyel yapıyı ve iş hayatını birebir yaşayarak tecrübe edebiliyor. Bunun yanı sıra Amasya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü uzman kadrosu KOSGEB, OKA ve TÜBİTAK projelerinde aktif rol aldıkları sebebiyle de öğrencilere proje yazma ve yürütme alanlarında da tecrübe kazandırıyor.

Bölümünüz bünyesinde gerçekleştirdiğiniz veya gerçekleştirmeyi planladığınız sanayi projeleriyle ilgili bilgi verir misiniz?

Bölümümüz, ülkemizin yüzde 25 soğan yetiştirme kapasitesine sahip olan Amasya’da soğan soyma makinesi prototipi geliştirilmesi ile ilgili KOSGEB Ar-Ge Projesi’ni hazırlayarak onay aldı. Buna ek olarak 10 adet KOSGEB Ar-Ge projesi ve birçok KOBİGEL projesi de ve çeşitli ihtiyaçlara yönelik TÜBİTAK projeleri de hazırladık. Aynı zamanda Kalkınma Bakanlığı Avrupa Birliği projeleri hibe çağrıları kapsamında mesleki eğitim kalitesinin artırılması ve yenilenebilir enerji konularında da birçok projeyi hayata geçirdik.