Geçtiğimiz yıl Mart ayında kurulan SAHA İstanbul, Kuzey Marmara’yı kapsayan ve Türkiye sanayi üretiminin yüzde 54’ünü gerçekleştiren İstanbul ve yakın çevresindeki sanayi birikimi, altyapısı ve insan kaynaklarını kullanarak Türk savunma, havacılık ve uzay endüstrisine yön vermeyi hedefliyor. 100 bin sanayici ve iki milyonluk iş gücünün küme örgütlenmesi olan SAHA İstanbul’un amaçları ve yerli sanayinin yükselişi stratejilerini, bu strateji içerisinde Türk makine sektörünün yeri ve önemini, SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Büyükdede ile konuştuk.

SAHA İstanbul’u sizin sözlerinizle tanıyabilir miyiz?

Sanayimizin, savunma, havacılık ve uzay sektörlerinde verimliliğinin yükseltilerek, rekabet edebilirliğinin artırılmasının gerekli olduğu artık bilinen bir gerçek. Bunu sağlamak üzere konuya odaklı çalışan, nitelikli iş gücüne sahip, güç birliği ile ileri teknoloji ürünler üretebilen firmaların sayısını çoğalmak zorundayız. Ancak bununla birlikte, bu şekilde üretilmiş ileri teknoloji ürünleri uluslararası arenada satabilen, ulusal ve bölgesel girişimlerle bunları destekleyecek yapılara, şiddetle ihtiyacı var.

Kümelenme mantık olarak; güç birliğinin ortaya çıkardığı sinerjiyi daha büyük ekonomik değerlere dönüştürmeyi hedefleyen firmalar ve kurumlar arasında etkileşim, iş birlikleri, çözüm ortaklıkları kuran, coğrafi yoğunlaşma stratejisine dayalı, ortaklaşa iş yapma ve geliştirme yolu ile rekabet etme ve ortak kazanma modelidir. Bu anlamda, ortak bir hedefin yakalanması doğrultusunda, İstanbul hinterlandında faaliyet gösteren 100 bin sanayici firmanın gücünü, başta Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) olmak üzere, İstanbul Ticaret Odası (İTO), İstanbul Sanayi Odası (İSO) ve Deniz Ticaret Odası (DTO) gibi STK’ların destekleriyle, 2015 yılı Mart ayı içinde 27 kurucu üyenin girişiminde SAHA İstanbul Savunma, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği’ni kurduk. Küme, merkez olarak SSM ve İTO ana ortaklığında Pendik’te kurulmuş olan Teknopark İstanbul’u seçti.

Saha İstanbul’un yola çıkış amacı nedir?

Edirne’den başlayarak Tekirdağ, İstanbul, İzmit, Yalova, Adapazarı ve Düzce’ye uzanan Kuzey Marmara koridorunda, esasen birbirine bağlı bir sacayağı niteliğindeki, savunma, havacılık ve uzay sektörlerinde kümelenme oluşturmak üzere kurulan SAHA İstanbul’un temel amaçlarından bazılarını şöyle özetleyebiliriz;

• Savunma, havacılık ve uzay konularında çalışan veya çalışma potansiyeli olan firmalar arasındaki iletişimi ve iş birliğini sağlamak,

• Havacılık sektörüne giriş için bariyer olarak görülen, sertifikasyon ve akreditasyon süreçlerinde de destek ve rehberlik hizmetleri vermek,

• Sektörün ihtiyaç duyduğu ana ürün, yedek parça ve ekipmanı üretebilecek, mekanik, elektronik, kimyasallar, mikro üretim teknolojileri, nanoteknolojiler, tasarım gibi alanlarda çalışan ya da çalışmalarını bu alanlara kaydırma niyetinde olan işletmelerimizi ileri teknolojiler odaklı Teknopark İstanbul, üniversiteler, onların teknoparkları ve araştırma merkezlerini, sektörel yol haritası ve işbirliği ağı içinde birleştirerek, Türkiye ve dünyada SAHA İstanbul firmalarını savunma, havacılık ve uzay teknolojileri dalında lider yapmak, ulusal ve uluslararası pazarlarda etkin bir oyuncu haline getirmektir.

Savunma ve havacılık sektöründe Türkiye’nin üretim gücü nedir?

2015 yılı rakamlarıyla sektörün üretim gücü 15 milyar TL’ye, ihracat gelirleri 4 milyar 980 milyon TL’ye, alınan siparişler 7 milyar 686 milyon TL’ye, ithalatımız 1 milyar 67 milyon TL’ye, ürün/teknoloji geliştirme bütçeleri 904 milyon TL’ye ve sektör istihdamı ise 31 bin 375 kişiye ulaştı.

2008 yılında dünya genelinde 1,49 trilyon dolar olan savunma harcamalarının 2023 yılında 2,5 trilyon dolara, silah ve teçhizat harcamalarının ise 521 milyar dolardan 1,05 trilyon dolara çıkacağı öngörülüyor. Türkiye, savunma ve havacılık sanayisinin tam eğişinde bir ülkedir ve eğer potansiyelimizi emre amade kılabilirsek uçarız.

Türk makine sektörü ile yakın işbirliğinde, hatta iç içe geçmiş bir yapıya sahip olan savunma sanayisinde Türk mühendisliği ve yerli üretimin gücünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu soru parçalı bir soru. Makine sektörü, sanayi sektörlerini katman katman piramit şeklinde örsek en üstteki sektördür; tüm alt sektörlerle etkileşir ve hepsinin de özüdür. Biliyorsunuz Türkiye, makine üretiminde çok önemli gelişmeler kat etti. Makine üreticileri, bizim de üyelerimiz arasında önemli bir topluluğu teşkil ediyor. Bu anlamda, SAHA İstanbul olarak, 2006- 2019 Türkiye Makina Sektörü Strateji Belgesi’nin hazırlanmasına da önemli katkılar sağladık. Akıllı makinelerin, makineler ağının, mekatronik ve teknolojilerinin, en sonunda da Sanayi 4.0’ın konuşulduğu bu ortamda, ebette makine üreticileri sanayinin tam merkezinde yer alacaktır. Bu bağlamda, Türk mühendisini ve Türk mühendisliğinin yerli üretim gücünü değerlendirirsek, işin eğitim boyutunda ciddi sorunlarımızın olduğu ortadadır. SAHA İstanbul olarak, eğitimi de sanayinin en önemli ayağı gördüğümüz için, SAHA İstanbul bünyesindeki sekiz üniversiteden dördü ile müşterek proje yapma ve bu üniversitelerin laboratuvarlarını firmalara kullandırtmayı da içeren kapsamlı protokoller imzaladık. Bu dört üniversite, sanayiye en yakın duran İstanbul Teknik Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve Gebze Teknik Üniversitesi’dir. Bu konuda sanayiyi etkileyen en temel problemlerden birisi de ülke olarak temel bilimlerde eğitimimizin çok zayıf olması ve sadece öğretmenlik eğitimi düzeyinde kalmasıdır. Üstün zekâlı çocuklarımızın temel birimlere yönlendirilmesi suretiyle bu alanda sağlayacağımız gelişmeyle, sadece ürün geliştiren değil aynı zamanda bilim üreten bir ülke olmak zorundayız.

Bakın, Türkiye’nin yerli üretim gücüne gelince, burada üç temel parametre çok önemli. Birincisi, herhangi bir yüksek teknoloji içeren ürünün Türkiye’de yapılması konusunda iradenin ortaya konması; ikincisi, bu projenin ihtiyaç duyduğu kaynağın, yani paranın ortaya konması; üçüncü ve en önemli faktör de gereken sabrın gösterilmesidir. Bu üç girdi gerektiği gibi ortaya konduğu takdirde, Türkiye’de yapılamayacak bir ürün olduğuna inanmıyorum.

Üçüncü girdi ise en önemli sorun alanımız: Hiçbir konuda yeni ürün geliştirmeyi beklemeye sabrımız yok. Örneğin, 1984’ten beri terörle mücadele ediyoruz ve 32 yıldır her şeyi çok acil alıyoruz. Bir konuda ihtiyacı çok acil diye tanımlamak, “Yerli üretimin geliştirilmesini beklemek istemiyorum, sen bunu yurt dışından al!” demektir. En fazla beş yılda yerlileştirilebilecek her türlü ürün, maalesef 32 yıldır “çok acil” diye yurt dışından alınıyor. Bu, yalnızca terörle mücadelenin ihtiyaçları için değil, maalesef kamunun yaptığı alımların büyük bölümünde de aynı şekilde gerçekleşiyor. Eğer bir geliştirme projesinin arkasına o projenin ihtiyaç duyduğu sabrı koyamazsınız, oradan netice almanız mümkün değildir. Sonuç olarak, gerçekten istemeli, maliyetine katlanmalı ve sabretmeliyiz.

Türkiye, son yıllarda milli projeler geliştirmede de önemli adımlar atıyor. SAHA İstanbul’un bu projelere yaklaşımı, desteği nedir?

Saydığım bütün olumsuzluklara rağmen umutlu olmak için oldukça çok sebebimiz var. Türkiye’nin mevcut yüksek potansiyeli, gurur duyacağımız pek çok projenin ortaya çıkmasına neden oldu. Bizim de üyemiz olan Baykar Makina tarafından geliştirilen BAYRAKTAR TB2, yüzde 97 yerlilik oranıyla kendi kategorisinde dünya teknolojik trendlerinin üzerine çıkabilmiş bir insansız hava aracıdır. Bu projedeki yüzde 3’lük yabancı katkı ise yaygın tedarik imkânı olan, yani kritik olmayıp ölçek ekonomisi nedeniyle yurt dışından alınan ürünlerden oluşuyor. Biz, SAHA İstanbul kümelenmesi olarak, milli projelerin tümünün azami yerli katkıyla üretilmesi için ihtiyaç duyulacak her türlü parçanın Türk firmaları tarafından üretilmesi konusunda gayret içerisindeyiz. Burada temel konu, Türk firmalarının kalite düzeylerinin uluslararası standartlara erişmesidir. Bu altyapı sağlandıktan sonra, doğru projelerle yüksek teknoloji kullanan ve en sonunda da teknolojik ürünler üretebilen makineler geliştirmeyi hedeflemeliyiz. Bu bağlamda da Türk firmalarını, havacılığa bir şey üretmede en önemli eşiklerden birisi olan AS9100 kalite düzeyine eriştirmek için URGE projeleri de yapıyoruz.

Son olarak, SAHA İstanbul, kuruluş amacı olan İstanbul ve çevresindeki potansiyeli değerlendirebilmek için ne gibi aksiyonlar alacak?

SAHA İstanbul’un temel ilgi alanları sivil ve askeri insanlı hava araçları, insansız hava araçları üretimi ve bakımı, yer sistemleri, insanlı ve insansız deniz araçları üretimi ve bakımı, savunma sistemleri, uzay ile bu üretimlerin ihtiyaç duyduğu teknik eğitimler ve ürün sertifikasyonları olarak sıralanabilir. Diğer yandan, firmalarımızı ileri teknolojide birbirleri ile değil, dünya ile yarışa hazırlıyoruz. URGE projelerimizle de bunu hedefliyoruz. Bu konudaki gayretlerimize katkı sağlamak üzere de İTÜ, Teknopark İstanbul, Anadolu Yakası Organize Sanayi Bölgesi ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nı da İSTKA Projemize ortak ederek, 600 firmamız üzerinde bir envanter çalışması başlattık. Buradan edinilecek tecrübeyle, İstanbul geneli, Trakya Bölgesi ve Doğu Marmara Bölgesi’nin sanayi envanterini de çıkartabileceğiz. Bu şekilde oluşacak ve güncellenme kabiliyeti olan veri tabanı, hem kamu hem de STK’lar tarafından kullanılabilecek, atıl kapasitenin değerlendirilmesi ve savunma, havacılık ve uzay projeleri etrafında doğru firmaların kümelendirilmesi mümkün olabilecek.